Yazdır e-Posta

SORU SOR,CEVAP AL 

MERHABA

İşçi kardeşlerim, bu kitap
Anayasa,
İş Kanunu,
Sigortalar Kanunu,
İşsizlik Sigortası Kanunu,
Sendikalar Kanunu,
Borçlar Kanunu,
Türk Ceza Kanunu,
 Maddelerinden oluşan,
 68 soru sor, 68 cevap al kitapçığı, Çalışma hayatınızla ilgili bir çok sorununuza cevap olacaktır.
  İşçi kardeşlerim, bu kitaptaki emek, sizleri sömürenlerin karşısında, kendinizi bilinçli savunmanız için verilmiştir.
                   Kitaptaki tüm sorular, her gün çalıştığınız işyerinizde ve yaşamınızın tamamında karşılaşacağınız, sorunlara cevap olacaktır !
                   Saygılarımla, 
                                                 EKİM 2007
                                                Metin BURAK
SORU     1-İŞÇİ,  İŞVEREN,  İŞYERİ, İŞVEREN
                   VEKİLİ  KİME  DENİR ?
CEVAP  1-4857 sayılı  İş  Kanunun  2.maddesi 
                   gereği, bir İş Sözleşmesine dayanarak çalışan kişiye İşçi denir. İşçi çalıştıran kişi, kurum veya kuruluşlara İşveren denir. İşverene ait işlerin yapıldığı yere İşyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene, bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ile avlu gibi diğer eklentiler ve araçlarda işyerinden sayılır. İşveren adına hareket eden işin, işletmenin ve işyerinin yönetiminde görev alan kimselere İşveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı yaptığı her türlü işlem ve yükümlülüklerinden işveren sorumludur.

SORU     2-HİZMET  AKDİ  “İŞ SÖZLEŞMESİ” 
                    NE  DEMEKTİR ?  
CEVAP  2-4857 sayılı  İş  Kanunun  8.maddesi
                   gereği, İşverenle işçi arasında eşit bir şekilde yapılan ve iş şartlarını düzenleyen İş Sözleşmesine Hizmet akdi denir. Süresi 1 yıl ve daha fazla olan İş Sözleşmeleri yazılı olarak yapılması zorunludur. Bir yılın altındakiler için şekil şartı yoktur. Yazılı da, sözlü de olabilir. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçinin işe başlamasından en geç 2 ay içinde iş şartlarının, ücretin vs. hakların yazılı olduğu bir belge vermek zorundadır. Bu belgeyi vermeyen işveren için, idari para cezası verilir. 

SORU     3-DENEME  SÜRESİ NE  DEMEKTİR ?
CEVAP  3-4857 sayılı  İş  Kanunun  15.maddesi 
                   gereği, deneme süresi, işçinin çalışma koşulların uyum sağlayıp sağlayamayacağını araştırması, işvereninde işçinin yeteneklerini tespit edebilmesi için belirlenen süredir. Deneme süresi en çok 2 aydır. İşe girerken bu süre daha kısa  belirlenebilir. Ama daha uzun belirlenemez. Sadece Toplu İş Sözleşmesi ile 4 aya kadar uzatılabilir. Deneme süresi içinde, gerek işçi gerekse işveren, İş Sözleşmesini (ister yazılı, ister sözlü yapılsın) bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız olarak fesih edebilir. İşçi çalıştığı süre için ücret ve diğer hakları, iş akdini ister işçi fesih etsin, ister işveren fesih etsin, fesih günü işçiye tüm hakları ödenmek zorundadır. 

SORU     4-ALT İŞVEREN KİME DENİR ?
CEVAP  4-4857 sayılı  İş  Kanunun  2.maddesi
                   gereği, bir işverenden, işyerinde ürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin, a)-Yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde, b)-İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan, c)-Bu iş için görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran, diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, İş Sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu Toplu İş Sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

SORU     5-ALT İŞVEREN-ÜST İŞVEREN
                    İLİŞKİSİNDE  MUVAZAA  NE
                    DEMEKTİR ? 
CEVAP  5-4857 sayılı  İş  Kanunun  2.maddesi
                   gereği, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek, alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez. Asıl iş bölünerek alt işverene verilmesine muvazaa denir.

SORU    6-İHBAR  ÖNELİ  VE  İHBAR
                   TAZMİNATI  NE  DEMEKTİR ?
CEVAP  6-4857 sayılı  İş  Kanunun  17.maddesi
                   gereği, İhbar öneli, her iki taraf içinde süresi belli olmayan İş Sözleşmelerinin sonlandırılmadan evvel ne zaman sonlandırılacağının diğer tarafa bildirilmesi için, verilen gerekli yasal süredir. Bu süreye uyulmadığı takdirde, diğer tarafın ödeyeceği tazminata, ihbar tazminatı denir. Örneğin işçi süresi belli olmayan İş Sözleşmesini fesih etmek istediğinde, kıdem süresine göre yasada belirlenen ihbar öneli süresi boyunca o işyerinin işçisi sayılır. Ama çalışmaya devam etmezse o sürelerin karşılığı, giydirilmiş ücreti, işverene ödemek zorunda bırakılabilir. İşverende işçinin ihbar öneline uymak zorundadır. Uymaz ise bu sürelere ait günlerin giydirilmiş ücretini, ihbar tazminatı olarak peşin ödenmek zorundadır.

SORU     7-İHBAR  ÖNELİNİN  SÜRELERİ  NE 
                    KADARDIR ?
CEVAP  7-4857 sayılı  İş  Kanunun  17.maddesi
                   gereği  işçinin  çalışma  süresi ; Deneme
süresi dahil işi 6 aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 2 hafta sonra, İşi 6 aydan 1,5 yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 4 hafta sonra, İşi 1,5 yıldan 3 yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 6 hafta sonra, İşi 3 yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak 8 hafta sonra, fesih edilmiş sayılır. Bu süreler en az olup, sözleşmeler ile artırılabilir. Bu süreye uymayan taraf, bu süreye ilişkin giydirilmiş ücret tutarında, ihbar tazminatı ödemek zorundadır. Bu süreleri çalıştırarak kullandıran işyeri, işçiyi çalıştırmaya devam ederken, yeni iş araması için, işçiye her gün en az 2 saat gerekli izni, ücretlerini kesmeden vermek zorundadır. İşçi isterse bu süreleri ihbar önelinin bitimine doğru toplu kullanabilir.

SORU     8-İHBAR  TAZMİNATI  NASIL 
                   HESAPLANIR ?
CEVAP  8-İhbar  tazminatının  hesap  edilmesinde
                   işçinin, gerçek aldığı net 30 günlük aylık ücreti brüte dönüştürülerek, varsa Yemek, Servis veya Yol ücreti, Erzak, Yakacak, İkramiye, Giyecek, süreklilik arz eden prim vs. ek ödemelerin ücret değeri eklenmek suretiyle hesaplanır. Yukarıdaki sürelere denk düşrn ücret alacağının toplamından, gelir vergisi ile damga pul vergisi düşülerek ihbar tazminat olarak ödenir.

SORU     9-KIDEM  TAZMİNATI  NE 
                   DEMEKTİR ?
CEVAP  9-4857 sayılı İş Kanunun geçici 6.maddesi
                   ile 1475 sayılı İş Kanunun 14.maddesi gereği, bir işyerinde veya o işverene ait tüm işyerlerinde, en az 1 yıl “365 gün” çalışmış olan bir işçiye, yıpranması karşılığı ödenen en az yılda 30 günlük giydirilmiş ücreti tutarında ödenmek zorunda olunan tazminata, kıdem tazminatı denir.

SORU   10-KİMLER KIDEM TAZMİNATINA
                    HAK KAZANIR ?
CEVAP 10-4857 sayılı İş Kanunun 25/2.maddesinde          
                    sayılan sebepler (sadece ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık) dışında iş akdi fesih edilen, 4857 sayılı İş Kanunun 24.maddesi gereğince haklı sebeplerle iş akdini kendi fesih eden, Askerlik hizmeti sebebiyle iş akdini kendi fesih eden, Bağlı bulunduğu Kurum veya Sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı, yahut toptan ödeme almak amacıyla iş akdini kendi fesih eden, yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak sadece yaşı bekleyen, iş akdini fesih eden, Kadın işçi evlendiği “nikah kıydığı” tarihten itibaren 1 yıl içinde evlilik nedeniyle iş akdini fesih eden, ayrıca çalışan işçinin her hangi bir nedenle ölümü halinde  mirasçıları, kıdem tazminatına hak kazanır.

SORU    11-KİMLER KIDEM TAZMİNATINA
                    HAK KAZANAMAZ ?
CEVAP 11-4857 sayı İş Kanunun 25/2.maddesinde,
                    (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymama nedeniyle) iş akdi fesih edilen işçiler. Ayrıca işyeriyle ilgili hiçbir gerekçe göstermeden iş akdini kendi fesih eden işçiler, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz.

SORU   12-KIDEM  TAZMİNATI  NASIL 
                   HESAPLANIR ?  KIDEM                          
                   TAZMİNATI  SÜRELERİ 
                   DEĞİŞTİRİLEBİLİNİRMİ ?
CEVAP 12-Kıdem tazminatında Kanuni asgari süre 
                    30 gündür. İşçinin aldığı gerçek net 30 günlük aylık ücret brüte dönüştürülerek varsa Yemek, Servis, Erzak, İkramiye, devamlı verilen prim, vs. gibi hakların ücret değeri giydirerek hesaplanır. Bir yıldan fazla çalışmalar için 30 günlük kıdem tazminatı bölünerek hesaplanır. Kıdem süreleri işçinin lehine, kıdem tazminatının tavanını aşmamak kaydıyla, İş Sözleşmesi veya Toplu İş Sözleşmesi ile yükseltilir. İşçinin kıdem tazminatı kesinlikle Kanundaki sürelerin altına düşürülemeyeceği gibi kaldırılamaz.

SORU    13-İŞYERİNİN  DEVRİ  HALİNDE,
                     İŞÇİNİN  KIDEM  VE  İHBAR
                     TAZMİNATI  İLE  DİĞER               
                     HAKLARI  NE  OLACAK ? 
                     İŞYERİNİN DEVRİ ESNASINDA,
                     İŞÇİNİN  İŞ  AKDİ  HAKLI
                     FESİH  OLURMU ?
CEVAP 13-4857 sayılı  İş  Kanunun  6.maddesi
                    gereği, İşyerinin devri durumunda, işçinin Kıdem ve İhbar tazminatı ile diğer hakları da devir olur. İşçi, devralan işverene devir olunduğunda, işçinin tüm haklarından 2 yıl boyunca devreden işverende sorumludur. İşyerinin devri durumunda işçinin iş akdinin feshi  haklı fesih değildir. İşçi isterse işe iade davası açabilir.

SORU    14-TARAFLARIN  DERHAL  FESİH 
                     HAKKI  NE  DEMEKTİR ?
CEVAP 14-4857 sayılı İş Kanunun 24-25.maddeleri
                     İşçinin ve işverenin yasada sayılı nedenler uyarınca, İş Sözleşmesinin süresi belli olsun veya olmasın, İş Sözleşmesinin sonunu beklemeden fesih etmesi hakkı vardır. İşçiler için derhal fesih hakkını doğuran sebepler 24.maddede sayılmıştır. İşverenler için derhal fesih hakkını doğuran sebepler 25.maddede sayılmıştır. Bu sebeplerin varlığı halinde işçi veya işveren ihbar önelini beklemeden, İş Sözleşmesini tek taraflı fesih edebilir. Bu nedenler; 

SORU   15-İŞÇİ  İŞ  AKDİNİ  DERHAL  FESİH
                    EDEBİLECEK  NEDENLER ?  
CEVAP 15-4857 s. İş  Kanunun  24.maddesi gereği,
                    I-Sağlık sebepleri; İş                    sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa, İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa,
       II-Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri; İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa, İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunur veya işçiye cinsel tacizde bulunursa, İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini Kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse, yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunursa, İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa, İşveren tarafından işçinin ücreti Kanun hükümleri veya Sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmaz, yahut çalışma şartları uygulanmaz, işçinin gerçek aylık ücreti ve kendisine ödenen diğer hakları ücret bordrosunda gösterilmez, sigortaya bildirilmezse, 
      III-Zorlayıcı sebepler; İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa, işçi iş akdini derhal fesih edebilir. Veya işçi, bir hafta sonrası işe gittiğinde işbaşı yaptırılmadığı taktirde iş akdi işveren tarafından tek taraflı fesih edilmiş sayılır.

SORU    16-İŞVEREN,  HAKLI  NEDENLE
                     İŞÇİNİN  İŞ  AKDİNİ  DERHAL
                     FESİH EDEBİLECEK NEDENLER ?
CEVAP 16-4857 s. İş Kanunun  25.maddesi  gereği,
                    I-Sağlık sebepleri; İşçinin  kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından, yahut içkiye düşkünlüğünden, doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına  3 işgünü veya bir ayda 5 iş gününden fazla sürmesi, işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda, (a)-Alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için İş Sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17. maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74.maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin İş Sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.
II-Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri; İş Sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması, İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması, İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması, İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84.maddeye aykırı hareket etmesi, İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, İşçinin, işyerinde (7) günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi, İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına 2 işgünü veya bir ay içinde 2 defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda değişik günlerde 3 işgünü işine devam etmemesi, İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi, İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri 30 günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması,   
      III-Zorlayıcı sebepler; İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması,
      IV-İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; Devamsızlığın 17.maddedeki bildirim süresini aşması, işçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18-20-21.madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.

SORU    17-DERHAL  FESİH  SÜRESİNİ, HER 
                     İKİ  TARAF İÇİNDE  KULLANMA 
                     SÜRESİ ? 
CEVAP 17-4857 sayılı  İş  Kanunun  24  ve  25.            
                    maddeleri gereği, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan Sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak (6) iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren (1) yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde  (1)  bir yıllık süre uygulanmaz.

SORU   18-HAKSIZ  YERE  İŞ  AKDİ  FESİH
                    EDİLEN  İŞÇİ, NE GİBİ HAKLARA
                    SAHİPTİR ?
CEVAP 18-4857 sayılı  İş  Kanunun  18.maddesi
                    gereği, en az 30 işçi çalıştıran                     işyerlerinde en az 6 ay çalışmış bir işçinin yetersizliğinden veya davranışlarından, yada işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebin varlığı halinde işten çıkarılabileceğini öngörmektedir. Yine 18.madde işçinin İş Sözleşmesinin tek taraflı olarak fesih edilmesinde geçerli sebep sayılamayacak durumları tek, tek saymıştır. Bunlar;
    1-Sendika üyeliği, veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyete katılmak,
    2-İşyeri sendika temsilciliği yapmak,
    3-Mevzuattan veya Sözleşmeden kaynaklanan haklarını takip için işveren aleyhine idari “Sigorta, Maliye, Türkiye İş Kurumuna, Bölge Çalışma Müdürlüğüne” veya “Mahkeme gibi” adli makamlara başvurmak, veya başlamış süreçlere katılmak,
    4-Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş vs. nedenler,
    5-Analık halinde tanınan doğum izinleri, süt izinleri gibi 74.maddede öngörülen ve kadın işçileri çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek,
    6-Hastalık ve kaza nedeniyle, 25. maddenin (I) numaralı fıkrasının (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresince işe geçici devamsızlık, Yukarıda sayılan sebeplerle işçinin iş akdi fesih edilirse, yada gösterilen gerekçe, geçerli bir neden değilse, işçi işten atıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde işe aide davası açabilir.

SORU    19-İŞE  İADE  DAVASINDA, KIDEM 
                     SÜRESİ  İLE  İŞÇİ  SAYISINDAKİ      
                     KIRİTERLER  NELERDİR ?
CEVAP 19-4857 sayılı  İş  Kanunun  18.maddesi
                    gereği, bir işverene ait işyerlerinin tamamında en az 30 işçi çalışması ve işçinin bu işverene ait işyerlerinin tamamında en az 6 ay çalışmış olası gerekmektedir.

SORU    20-İŞE  İADE  DAVASI  AÇMANIN 
                     KOŞULLARI  NELERDİR ?
CEVAP 20-4857 sayılı  İş  Kanunun  20.maddesi
       gereği, iş  akdi  fesih  edilen  işçi  fesih
bildirimi tebliğ ettiği tarihinden itibaren, en geç 1 ay “30 gün” içersinde İş Mahkemesinde işe iade davası açmak zorundadır. Ayrıca önemli bir ayrıntı 17. maddede fesih öneli düzenlendiği için sözleşme fiili olarak işçinin kıdemine göre 2 hafta, 4 hafta, 6 hafta, 8 hafta sonra biteceğinden, işçiye verilen ihbar önelinin tebliğ tarihten itibaren  30  gün içersinde dava açmak zorundadır. İhbar öneli yazılı yapılmak zorundadır. Yazılı olmayan ihbar öneli geçerli değildir.

SORU    21-İŞVEREN, İŞÇİNİN  İŞ  AKDİNİ 
                    YAZILI  FESİH  ETMEK
                    ZORUNDAMIDIR ?
CEVAP 21-4857 sayılı  İş  Kanunun  19.maddesi
                    gereği, işveren, işçinin iş akdinin fesih gerekçelerini, yazılı yapmak zorundadır. Bu şartları yerine getirmeden yapılan fesih geçersiz fesihtir. Fesih yazılı yapılmadığı için, sırf  bu  sebeple işçinin işine iadesine karar verilir.  

SORU    22-İŞE  İADE  DAVASINI  KAZANAN
                     İŞÇİ  NE  YAPMASI  GEREKİR ?
CEVAP 22-4857 sayılı  İş  Kanunun  21.maddesi
                     gereği, işe iadesine karar verilen işçi, karar kesinleştiği tarihten itibaren, 10 gün içersinde işe başlamak için, işyerine yazıyla şahsen veya Noter aracılığıyla başvuru yapmak zorundadır.   

SORU    23-İŞE  İADE  DAVASINI  KAZANAN
                     İŞÇİ  NE  GİBİ  HAKLARA                   
                     SAHİPTİR ?
CEVAP 23-4857 sayılı  İş  Kanunun  21.maddesi
                    gereği, işe başlamak için işyerine                    başvuru yapan işçi başvuru tarihinden itibaren  30  gün içersinde başlatılmak zorundadır. 30 gün içersinde işe başlatılan bir işçiye, işe başlatıldığı tarihteki aynı işi yapan işçilerin aldığı aylık net ücrete, varsa ilave Yemek, Servis, Erzak, İkramiye vs. gibi haklar, bunların toplamının 4 aylık (120 günlük) giydirilmiş boşta geçen sürecin ücreti işçiye ödenir. İşçinin 120 günlük sigorta pirimi sigortaya ödenir. Örneğin işçinin iş akdi fesih edildiğinde 9 aylık kıdemi olan işçiye 4 aylık süre ilave edilince işçinin kıdemi  13  aylık olacaktır.

SORU    24-İŞE  İADE  DAVASINI  KAZANAN 
                    İŞÇİ  İŞE  BAŞLATILMAK
                    ZORUNDAMI ?  İŞÇİ  İŞE                   
                    BAŞLATILMAZSA  NE  GİBİ 
                    HAKLARA  SAHİPTİR ?
CEVAP 24-4857 sayılı  İş  Kanunun  21.maddesi
                    gereği, işe iade davasını “Hukuk                     mücadelesini” kazanmış bir işçi işveren tarafından işe başlatılmadığı taktirde, işverenin bu davranışı hukuk kurallarına aykırıdır. Hukuka ve Mahkeme kararlarına saygısızlıktır. İşe başlatılmayan bir işçi, 21.madde gereği, Mahkemenin hükmettiği en az  4 ay en çok 8 ay, Sendikal nedenle iş akdi fesih edilmiş ise, en az 12 aylık, işe müracaat ettiği tarihteki emsal işçilerin brüt ücreti tutarında İş güvencesi tazminatı ödenmek zorundadır. Ayrıca iş akdi fesih edildiğinde kendisine kıdem ve ihbar tazminatı verilmemişse, kendisine işe müracaat ettiği tarihteki emsal ücretlerden, kıdem ve ihbar tazminatı ödenir. Çıkışta kıdem ve ihbar tazminatı ödenmişse, 4 aylık ilave kıdem ile müracaat tarihindeki ücretlerden hesaplanacak kıdem ve ihbar tazminatı farkı ödenir. Bir yılı doldurmadan iş akdi fesih edilen bir işçinin kıdem süresine 4 ay ilave edilerek 365 gün doluyor ise, işçiye kıdem tazminatı ile yıllık izin süresi doluyorsa, izin ücreti de ödenir.

SORU    25-İŞE  İADE  DAVASI  SONUCU  İŞE
                     BAŞLAMAYAN İŞÇİNİN HUKUKİ
                     DURUMU  NE  OLACAK ?
CEVAP 25-4857 sayılı  İş  Kanunun  25.maddesi                            
                    gereği  iş  akdi  tazminatsız  fesih edilen
işçi, işe iade davasını kazandığı taktirde 21.madde gereği işe başlama müracaatı yapmayan işçinin iş akdi geçerli feshe dönüşür. Bu durumda işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenir. İşe iade davası sonucu, işe başlamayan işçi boşta geçen 4 aylık sürenin ücreti ile iş güvencesi tazminatını isteyemez.  

SORU    26-İŞ  ŞARTLARININ  DEĞİŞMESİ,
                    ÇALIŞMA HAKKINI ETKİLERMİ ?
CEVAP 26-4857 sayılı  İş  Kanunun  22.maddesi
                    gereği, İşveren iş şartlarında esaslı bir değişikliğini işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun yapılmayan ve işçi tarafından 6 işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişikler işçiyi bağlamaz.

SORU    27-GÖREVİ “İŞİ” DEĞİŞTİRİLMEK 
                     İSTENEN  İŞÇİ,  DEĞİŞİKLİĞİ
                     KABUL  ETMEZ  İSE, İŞVEREN
                     İŞÇİNİN  İŞ  AKDİNİ  FESİH 
                     EDEBİLİR Mİ ?
CEVAP 27-4857 sayılı  İş  Kanunun  18.maddesi
                     gereği, işveren işçinin sırf iş                     değişikliğini kabul etmediğini gerekçe göstererek, iş akdi fesih edilemez. İş akdini fesih edilen işçinin, geçersiz fesih nedeniyle işe iade davası açma hakkı doğar. İşveren ancak, değişikliğin geçerli bir  nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle (17.madde gereğince) İş Sözleşmesini fesih edebilir. İşçi bu durumda yine işe iade davası açabilir. Taraflar anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.

SORU    28-ÜCRET  NEDİR ?
CEVAP 28-4857 sayılı  İş  Kanunun  32.maddesi
                    gereği, genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında, işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş Sözleşmeleri veya toplu İş Sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
       Net ücret, işçinin çıplak brüt ücretinden sigorta primi ve vergi gibi kesintiler düştükten sonra geriye kalan işçiye ödenen miktarıdır. Brüt ücret, herhangi bir sosyal yardım veya ayni yardım eklenmeden, işçinin yaptığı iş karşılığında hak ettiği ücrete denir.
       Giydirilmiş ücret,  işçinin belirli bir zaman dilimi içinde hak kazandığı tüm sosyal ve parasal hakların aylığına yansıtılması suretiyle bulunan ücrettir.
 
Asgari ücret, İş sözleşmesi ile çalışan
ve bu Kanun kapsamında olan veya olmayan her türlü, işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca en geç 2 yılda bir belirlenen, bir işçinin çalıştırılabileceği en az ücreti gösteren ücrettir. Asgari ücretin altında işçi çalıştırmak yasaktır.
          Hafta tatili ücreti, bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63.maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verilir. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.
        Genel tatil ücreti, bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, Kanunlarda Ulusal Bayram ve Genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için 1 günlük ücret tutarı yevmiye ödenir.

SORU    29-İŞÇİ  ÜCRETLERİ 
                     DÜŞÜRÜLEBİLİR Mİ ?
CEVAP 29-4857 sayılı  İş  Kanunun  62.maddesi
                    gereği, her türlü  işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.

SORU    30-İŞÇİYE  ÖDENEN  ÜCRETİN 
                     GECİKMESİ  VEYA ÖDENMEME-
                     Sİ DURUMLARINDA  İŞÇİNİN  NE 
                     GİBİ  HAKLARI VARDIR ?
CEVAP 30-4857 s. İş  Kanunun  34.maddesi gereği,
                 1-Ücreti ödeme gününden  itibaren 20 gün içinde mücbir (zorunlu-mecburi) neden dışında ödenmeyen işçi, çalışmaktan kaçınabilir. Örneğin, işyerinde aylık ücretler takip eden ayın 5.günü ödeniyorsa, bunun üzerine 20 gün saydıktan sonra, 25.gün ödenmediyse 26.gün işçi işi durdurabilir. İşi durduran işçi bir kişiden, daha da fazla olsa, bu bir hak grevidir. Yasa dışı grev anlamına gelmez. Her bir işçinin aylık ücreti ile diğer alacakları gününde verilmediği için, verileceği günden itibaren 20 gün geciktirilmişse, işçinin  makinesini durdurma hakkı 4857 sayılı İş Kanunun 34.maddesinden kaynaklanır. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için kesinlikle fesih edilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.
    2-İşçi dilerse aylık ücret ve ücretle ilgili diğer hakları ödenmediği taktirde, 4857 sayılı İş Kanunun 24/2.maddesine göre kıdem tazminatının ödenmesini talep ederek, iş akdini fesih edebilir. İş akdini fesih etmek, işi durdurmak istemiyorsa, çalışırken Bölge Çalışma Müdürlüğüne başvurarak yada, dava yoluyla ücretini ve diğer haklarını talep edebilir. 

SORU    31-İŞÇİNİN  ÜCRETİNDEN  KESİNTİ 
                     YAPILABİLİR Mİ ?
CEVAP 31-4857 sayılı  İş  Kanunun  38.maddesi
                    gereği, İşçi ile İşveren arasında karşılıklı yapılan iş sözleşmesi veya Toplu iş sözleşmesi var ise, bu sözleşmelerde ücret kesintisi cezası getirildiyse, ancak ceza karşılığı ücret kesilebilir. sözleşme yoksa veya sözleşmelerde ücret kesintisi cezası yoksa, işçiden kesinlikle ücret kesintisi yapılamaz.
       Ayrıca sözleşmelerde ücret ceza  kesintisi varsa, işçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda 2 yevmiyesinden veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen aylık ücretten işçinin 2 günlük kazancından  fazla olamaz. İşçiden yapılan kesintilerin nereye yatırıldığı işçiye makbuz ile bildirilmek zorundadır. İşçi ücretinden yapılan kesintiyi işveren kesinlikle kasasına atamaz suçtur.

SORU    32-EŞİT  İŞE  EŞİT  ÜCRET  NE
                     DEMEKTİR ?
CEVAP 32-4857 sayılı  İş  Kanunun  5.maddesi
                    gereği, ayrıca Türkiye’nin de altına imza koyarak kabul ettiği, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ile Uluslar arası Çalışma Örgütü          (İLO) 100 sayılı Sözleşmesi ve T.C.Anayasası hükümleri, eşitlik ilkesini düzenlemiştir. Buna göre, iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında, kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında, belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, aynı işi yapan işçiler arasında, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
                    Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi (4) aya kadar brüt ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka, yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31.maddesi hükümleri saklıdır. 20.madde hükümleri saklı kalmak üzere, işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını, işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlüdür.

SORU    33-YILLIK  ÜCRETLİ  İZİN  HAKKI
                     VE İZİN SÜRELERİ NELERDİR ?
CEVAP 33-4857 sayılı  İş  Kanunun  53.maddesi
                     gereği, İşyerinde işe başladığı günden  itibaren, sigortalı olsun veya olmasın deneme süresi de dahil olmak üzere bir yılını dolduranlar ücretli izne hak kazanırlar. İzin süresi aynı işverenin bir veya birkaç işyerindeki çalışmaların toplamına göre belirlenir. Niteliklerinden ötürü 1 yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi; Bir yıldan 5 yıla kadar  (5 yıl dahil) olanlara 14 günden, 5 yıldan fazla 15 yıldan az olanlara 20 günden, 15 yıldan fazla olanlara 26 günden az olamaz. Ancak 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz. Bu haktan vazgeçilemez. Bu süreler asgari sürelerdir. İş sözleşmesi veya Toplu İş Sözleşmesiyle artırılabilir.

SORU    34-YILLIK  İZNE HAK  KAZANMA
                     VE İZNİ KULLANMA DÖNEMİ ?
CEVAP 34-4857 sayılı  İş  Kanunun  54.maddesi
                    gereği, işçinin aynı işverenin değişik işyerlerinde çalıştığı günlerin toplamı bir yılı geçmiş ise, bir yılın dolduğu tarihten itibaren gelecek yılın izni dolana kadar kullandırılır. Yıllık ücretli izinden kesinlikle vaaz geçilemez. 
 
SORU    35-ÜCRETLİ  İZNİN  UYGULAN-
                     MASI  NASIL  OLUR ?
CEVAP 35-4857 sayılı  İş  Kanunun  56.maddesi
                     gereği, ücretli izin süresi işverence bölünemez. Ancak tarafların anlaşmasıyla ve bir bölümü 10 günden az olmamak üzere en çok 3’e bölünebilir. Yıl içinde alınmış herhangi ücretli veya ücretsiz izinler yıllık izinden kesinlikle düşürülemez. Bu süreye denk gelen Ulusal Bayram, Genel tatil ve Hafta tatili günleri izin süresinden sayılmaz. İşçi, hak kazandığı yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanır. İşçi izinde uzun yola gidecekse, yıllık izin sürelerine ilaveten gidiş geliş için 4 güne kadar ücretsiz izin verilmek zorunludur.

SORU    36-YILLIK  İZİN  ÜCRETİ  NE
                     DEMEKDİR ?
CEVAP 36-4857 sayılı  İş  Kanunun  57.maddesi
                     gereği, yıllık izni kullanmaya başlamadan önce, izin günlerine ait ücreti, işveren işçiye avans olarak peşin ödenmek zorundadır. Akort, Komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alanlara verilecek olan yıllık izin ücreti son 1 yıl içinde ücretlere zam yapılmış ise zam verildiği tarihe kadar ödenen ücretlerin toplamının üzerinden günlere bölünmek suretiyle bulunacak ücretin ortalamasından hesap yapılarak  ödenir.

SORU    37-İŞ  AKDİ  FESİH EDİLEN  İŞÇİNİN
                     YILLIK  İZİN  ÜCRETİ  NASIL
                     ÖDENECEK ?   
CEVAP 37-4857 sayılı  İş  Kanunun  59.maddesi
                    gereği, çalışırken işçiye kullandırılmayan yıllık izin ücreti, işçinin iş akdi fesih edildiğinde, işi kendi bıraktığında veya ölümünde işveren, işinin yıllık izin ücretini son ücretinden kendisine veya hak sahibi mirasçılarına ödemek zorundadır.

SORU    38-ÇALIŞMA  SÜRESİ  NEDİR ?
CEVAP 38-4857 sayılı  İş  Kanunun  63.maddesi
                    gereği, genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine günlük 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir.

SORU    39-FAZLA  ÇALIŞMA  NEDİR ?  İŞÇİ 
                     FAZLA  MESAİYE  KALMASI
                     İÇİN,  ZORLANABİLİNİR Mİ ? 
CEVAP 39-4857 sayılı  İş  Kanunun  63.maddesi
                    gereği, fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. 4857 sayılı İş Kanunun 42. ve 43. maddelerinde zorunlu nedenlerden dolayı yaptırılacak fazla mesailerin dışında, işçiye yaptırılacak olunan fazla mesailerde, işçinin onayı alınmak zorundadır. Onay vermeyen işçi fazla mesaiye bırakılamaz. Fazla mesaiye onay vermeyen işçinin iş akdi fesih edilemez. Fazla mesaiye işçi onay verse dahi bir yılda toplan işçinin yapacağı fazla mesai süresi 270 saati geçemez. İşçi gece vardiyasında 20.oo/06.oo  saatleri arası 8 saatin dışında kesinlikle fazla çalıştırılamaz. İşveren bu yasal çalışma şartlarına uymadığı taktirde, işçi isterse tek taraflı tazminatlı olarak iş akdini 4857 sayılı İş Kanunun 24/2.maddesi gereği fesih edebilir.   

SORU    40-FAZLA  SAATLERDE  ÇALIŞMA 
                     MESAİ ÜCRETİ NASIL ÖDENİR                   
                     VEYA  FAZLA  ÇALIŞMALARIN  
                     YERİNE  İZİN  NASIL    
                     KULLANILIR ?
CEVAP 40-4857 sayılı  İş  Kanunun  41.maddesi
                    gereği, Fazla çalışmalardaki saat ücreti haftalık 45 saatin altında yapılan çalışma sürelerinde, İş sözleşmeleriyle belirlenen saatin üzerinde fazla çalışma her bir saat için %25 artırılarak ödenir. Haftalık 45 saat çalışmalarda ise, 45 saatin üzerindeki fazla çalışma her bir saat için %50 artırılarak ödenir. İşçi isterse bu süreleri fazla çalışmanın yapıldığı tarihten itibaren 6 ay içinde 45 saatin altındaki çalışma sisteminde, yapılan her bir saat fazla mesai süresini %25 artırarak, 45 saatin üzerindeki çalışma sisteminde, yapılan her bir saat fazla mesai süresini %50 artırarak ücretli izin olarak kullanabilir. Fazla çalışmaları işverenler ücret bordrolarında ayrıntılı olarak belgelenmek zorundadır. Kayıtsız yaptırılan veya yapılan fazla çalışmaları, yaptıranda yapanda suçludur.
 
SORU    41-İŞÇİ  ULUSAL  BAYRAM, GENEL
                    TATİL GÜNLERİNDE ÇALIŞMAK
                    ZORUNDA MI ?
CEVAP 41-4857 sayılı  İş  Kanunun  44.maddesi
                    gereği, Ulusal Bayram, Genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı iş sözleşmeleri veya Toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılır. Ancak bu düzenlemelerin sınırı yasalardır. Kanunla tanınan haklara aykırı bir düzeleme yapılamaz. Kanunla kazanılmış haklar saklıdır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin ONAYI gereklidir. ONAY vermeyen işçi Ulusal Bayram, Genel tatil günleri çalıştırılamaz. Ulusal Bayram, Genel tatil günleri yapılan çalışmalar ücret bordrolarında ayrıntılı olarak gösterilmek zorunludur. Çalışan elamana artı 1 yevmiye verilir.

SORU    42-TELAFİ  ÇALIŞMASI  NEDİR ?
CEVAP 42-4857 sayılı  İş  Kanunun  64.maddesi
                    gereği, zorunlu nedenlerle işin durması, Ulusal Bayram, Genel tatil ve Dini Bayramlardan önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz. Telafi çalışmaları, günlük en çok olan 11 saat çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde 3 saatten fazla olamaz. Pazar, Ulusal Bayram, Genel tatil, Dini Bayram, ve Yıllık izin günlerinde kesinlikle telafi çalışması yaptırılamaz.

SORU   43-ÇOCUKLARDA  ÇALIŞMA  YAŞ 
                    SINIRI  KAÇTIR ?  ÇOCUKLAR            
                    NASIL İŞLERDE ÇALIŞTIRILIR ?
CEVAP 43-4857 sayılı  İş  Kanunun  71.maddesi,
                    Anayasanın 50.maddesi gereği,15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler. Temel eğitimi tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların çalışma saatleri yemek saati dahil günde 7 haftada 35 saatten fazla olamaz. Ancak, 15 yaşını tamamlamış çocuklar için bu süre yemek saatleri dahil günde  8  haftada 40 saate kadar artırılabilir. Okula devam eden çocukların eğitim dönemindeki çalışma süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde 2 haftada 10 saat olabilir. Okulun kapalı olduğu dönemlerde çalışma süreleri yukarıda birinci fıkrada öngörülen süreleri aşamaz.

SORU   44-İŞVERENİN  İFLAS  ETMESİ,
                    YADA  MAL VARLIĞINA  HACİZ 
                    KONULMASI  HALİNDE, İŞÇİNİN 
                    ÜCRET  ALACAĞI, NASIL 
                    KARŞILANIR ?
CEVAP 44-4857 sayılı  İş  Kanunun  33.maddesi
                    gereği, işverenlerin konkordato ilan etmesi, işveren için haciz vesikası alınması veya iflası nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden doğan son 3 aylık ücret alacaklarını karşılamak amacıyla İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulmuş ve işçi ücreti hiç alamama riskinden kurtarılmıştır. Son 3 aylık ücret alacakları İşsizlik Sigortasız Fonu kapsamında ayrı bir ücret fonu oluşturularak sağlanacaktır. Ayrıca, bir yük getirmemesi bakımından ücret fonu primlerinin işverence Sosyal Sigortalar Yasasının 77 ve 78. maddeleri ile belirlenen Sigortalarının prime esas aylık brüt kazancının işverene düşen bölümünden belli bir oranda kesinti yapmak suretiyle karşılanması esası benimsenmiştir. Yukarıdaki durumda sadece 3 aylık ücret Türkiye İş Kurumundan talep edilebilecektir.             

SORU    45-ZORUNLU  NEDENLE  ÇALIŞAMA-
                       YAN, YADA  HER  HANGİ  BİR 
                       NEDENLE  ÇALIŞTIRILA  MAYAN,
                       İŞÇİYE  BU  BEKLEME SÜRESİ İÇİN
                       ÜCRET ÖDENİR Mİ ?
CEVAP 45-4857 sayılı  İş  Kanunun  40.maddesi
                    gereği, zorunlu nedenlerden dolayı işyeri tarafından (1) haftaya kadar çalıştırılmayan işçiye aldığı ücretin en az yarısı ödenir. İşyeri tarafından (1) haftadan fazla uzatılan zorunlu ücretsiz izinleri işçi ister ise kabul etmeye bilir. İşçi (1) haftanın sonunda işe başlatılmamış ise iş akdi işverence fesih edilmiş sayılır. Bu konuda Yargıtay’ ın yeterince kararı mevcuttur. Ayrıca (1) haftadan fazla çalıştırılmayan işçi isterse İş Kanunun 24. maddesi III.fıkrası gereği, iş akdini kendi fesih edip kıdem tazminatı ile varsa diğer haklarını talep edebilir.

SORU   46-ÇALIŞTIĞI İŞYERİNDEN ASKERE
                    GİDEN İŞÇİ, ASKERLİK  DÖNÜŞÜ
                    İŞE  BAŞLAMAK  İSTEDİĞİNDE 
                    İŞE  BAŞLATILMAZ  İSE, NE GİBİ
                    HAKLARA  SAHİPTİR ?  
CEVAP 46-4857 sayılı  İş  Kanunun  31.maddesi
                    gereği, işçi çalıştığı işyerinde askere gittiğinde, askerlik dönüşü aynı işyerine işe başlamak istediğinde, işyeri o işçiyi “o andaki ücret seviyesinden” işe başlatmak zorundadır. İşe başlatılmayan işçiye (3) aylık ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.       

SORU    47-İŞÇİ İŞE GİDEMEDİĞİ GÜNLERİN
                   HANGİLERİ ÜCRETSİZ İZİNLİ 
                     SAYILIR ?
CEVAP 47-4857 sayılı  İş  Kanunun  25/2.(g)
                    fıkrası gereği, arka, arkaya 2 gün,30 gün içersinde her hangi bir tatil sonrası 2 gün, 30 gün içersinde değişik günlerde toplam 3 gün devamsızlık yapıldığında iş akdi tazminatsız fesih edilen işçi, bu devamsızlık yaptığı günlerin yakın aile içersinden birinin rahatsızlığı nedeniyle hastaneye götürüp getirmek veya hastanede başında kalmak, eşinin doğumundan dolayı işe gidemediği, bir yakınının ölümünde cenazesine katılmak, resmi makamlardan çağrıldığında çağrılan yere gitmek,   rahatsızlığı ve tutukluluğu nedeniyle işe gidemediği günler keyfi devamsızlık değil, zorunlu olarak işe gidememektir. Bu nedenle o günler ücretsiz izinli sayılır. Bundan dolayı işveren işçinin iş akdini fesih edemez. Bu konuda yeterince Yargıtay kararları mevcuttur.   

SORU   48-GECE  ÇALIŞMASI  VE  GECE
                    ÇALIŞTIRMA  YASAĞI  NEDİR ?
CEVAP 48-4857 sayılı  İş  Kanunun  69  ve  73.
                    maddesi gereği, çalışma hayatında gece en geç saat 20.oo'de başlayarak en erken saat  06.oo ‘ya kadar geçen ve her halde en fazla 11 saat süren dönemdir. İşçilerin gece çalışmaları 7,5 saati geçemez. Gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen işçiye işveren, mümkünse gündüz postasında durumuna uygun  bir iş verir. Vardiyalı çalışan işçiler gece çalışıp çalışamayacaklarına göre önce muayene edilmek zorundadır. Vardiyalı çalışan işçiler, her hafta vardiyaları dönerli bir şekilde değiştirilmesi şardır. Aynı işçi sürekli olarak gece vardiyasında çalıştırılamaz. Sanayi ’ye ait işlerde (18) yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır. 18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak, bir yönetmelikte gösterilir. Mevcut yönetmeliklerde kadın işçilerin, gece çalıştırılma yasağı vardır.

SORU    49-ANALIK  HALİNDE  ÇALIŞMA
                     ŞARTLARI VE SÜT İZNİ NEDİR ?
CEVAP 49-4857 sayılı  İş  Kanunun  74.maddesi
                    gereği, Kadın işçilerin doğumdan önce 8 doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplam 16 haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılamaz. İsteği halinde kadın işçiye, 16 haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde 18 haftalık süreden sonra  (6)  aya kadar ücretsiz izin verilir. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam 1,5 saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.

SORU    50-ARA  DİNLENMESİ  NEDİR?
CEVAP 50-4857 sayılı  İş  Kanunun  68.maddesi
                    gereği, işçinin  işyerinde günlük çalışma saati 4 saat veya daha aşağıya ise 15 dakika, çalışma saatleri 4 saatten fazla 7,5 saate kadar 7,5 saat dahil 30 dakika, çalışma saatleri 7,5 saatten fazla ise 1 saat ara dinlenmesi verilir.

SORU   51-İŞÇİLERE  PAZAR  GÜNÜ  TATİL
                   YAPTIRILMASI  ZORUNLUMUDUR ?                 
 CEVAP 51-Anayasanın  50.maddesinde  işçilerin  7
                    günlük çalışma süresi içinde aralıksız olarak en az 24 saat tatil yapma hakları vardır. Bu hak hiçbir işveren tarafında engellenemez. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunun 46 ve 63.maddelerinde işçilerin haftada 6 günden fazla çalışmaları yasaklanmıştır. Haftada 6 gün çalışan işçiye en az  24  saat tatil yaptırılma zorunluluğu getirilmiştir. 

SORU    52-İŞ  KAZASI  NEDİR ?
CEVAP 52-506 sayılı Sigortalar Kanunun 26.
                     maddesi gereği ve 506 sayılı                    Sigortalar Kanunu hükümlerine göre;
               a )-Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
               b )-İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
               c )-Sigortalının işveren tarafından görevli olarak başka bir yere
                     gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
               d )-Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt
vermek için ayrılan zamanlarda,
               e )-Sigortalıların  işverence  sağlanan  bir
taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaya iş kazası denilmektedir. Olayın iş kazası sayılabilmesi için, bu 5 hal ve durumdan birinde meydana gelmesi yeterlidir.

SORU    53-İŞ KAZASINDAN  KİMLER, NASIL
                     SORUMLUDUR ?
CEVAP 53-506 sayılı Sigortalar Kanunun 11.ve 26.
                     Maddesi gereği, İşverenler                        işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. İşçi alınmış bu tedbirlere uymakla yükümlüdür. İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer hakları saklıdır.

SORU    54-İŞ  KAZASI  VE  MESLEK 
                     HASTALIKLARINA  KARŞI
                     ÖNLEM  ALMAYAN  İŞVEREN 
                     VEYA  İŞVEREN  VEKİLİNE
                    KARŞI  YAPTIRIM  NEDİR ? CEVAP 54-4857 s.İş Kanunun 7-79-99-105.maddesi,
                    Borçlar Kanunun 96-325-332. maddeleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 85-89. maddeleri gereği, 3 aydan 1 yıla kadar, 3 yıldan 6 yıla kadar, 3 yıldan 15 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacak ve mağdurun durumuna göre bu ceza artırılabilecek, İş kazalarını ve meslek hastalıklarını azaltabilmenin en önemli yolu tedbir almak ve bu cezaları işler hale girmek için mağdurun bilinçlenmesini sağlamaktır.

SORU    55-İŞ  KAZALARI  İLE  MESLEK
                     HASTALIKLARI  NEDENİYLE
                     MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
                     DAVASI AÇMA  SÜRESİ  NEDİR ?
CEVAP 55-Borçlar Kanunun 125-332.maddeleri
                    gereği, iş kazası geçiren meslek                     hastalığına kapılan işçilerin, iş kazası geçirdiği, meslek hastalığına kapıldığı tarihten itibaren maddi ve manevi tazminat davası açma süresi  10  yıldır.
  
SORU   56-İŞ  KAZASI  GEÇİREN  VE
                    MESLEK  HASTALIĞINA              
                    KAPILAN  BİR  İŞÇİNİN
                    MALULEN  EMEKLİ  OLMA
                    SÜRESİ  VARMIDIR ?
CEVAP 56-506 sayılı  Sigortalar Kanunu hükümleri
                    gereği, işçi iş kazası geçirdiği, Meslek hastalığına kapıldığı tarihten itibaren ne zaman isterse o zaman malulen emeklilik müracaatı yapabilir.

SORU    57-İŞVEREN  SİGORTASIZ  İŞÇİ
                    ÇALIŞTIRABİLİR Mİ ?
CEVAP 57-506 sayılı  Sosyal  Sigortalar  Kanunun
                     6.maddesi ve diğer hükümleri gereği, işveren iş müracaatı yapan işçiyi işe başlatmadan önce en geç 1 gün önce sigortaya bildirmek zorundadır. İşveren işçiyi sigortalı yapmadan işe başlatamaz. Hiçbir işveren sigortasız ve güvencesiz işçi çalıştıramaz. 
 
SORU    58-İŞÇİ  KENDİSİNİ  SİGORTAYA
                     BİLDİREBİLİR Mİ ?
CEVAP 58-506 sayılı  Sosyal  Sigortalar  Kanunun
                    hükümleri gereği getirilen ek maddeler ile 08.09.1999 tarihinden itibaren işe girenler, işe girdikleri günden itibaren, her işçi kendisini 30 gün içersinde sigortaya bildirebilir. İşçi kayıt dışı güvencesiz çalıştırılmaması için yasal zorunluluktur.    

SORU    59-SİGORTASIZ  ÇALIŞTIRILAN                        
                     İŞÇİ  NE  YAPMALI ?
CEVAP 59-506 sayılı  Sosyal  Sigortalar  Kanunu
                     hükümleri gereği, işçi çalışmaya devam ederken işçinin kendisinin 30 günlük müracaat etme süresi geçtiyse, işçi istediği zaman sigortaya şikayet edebilir. Sigortalı yapılmayan bir işçi sigortaya şikayet edecekse, işçi vizite alacak kadar çalışıp ondan sonra vizite kağıdı istediğinde vermeyen işyeri hakkında Sigortaya şikayet edebilir. Şikayet          3 ay geçmesine rağmen çözülmemişse işyerine ihtarname çekerek işe girdiği tarihten itibaren geriye dönük sigortalı olmasını talep edebilir. Buna rağmen sigortalı yapılmazsa, çalışırken İş Mahkemesinde sigorta tespit davası açabilir. İşçinin iş akdi fesih edilmişse işe iade şartları oluşmuşsa işe iade davası açabilir.        

SORU    60-SİGORTA  VEYA  SAĞLIK
                    KURULLARI  TARAFINDAN
                    2 GÜNE  KADAR  VERİLEN 
                    “İSTİRAHAT”  RAPORLU 
                    GÜNLERİN  ÜCRETİNİ, İŞÇİ 
                    NEREDEN  ALACAK ?
CEVAP 60-506 sayılı  Sosyal  Sigortalar  Kanunun 
                    110 ve 111.maddeleri gereği, 2 güne kadar alınan raporlarda sigorta değil, işyeri ödemek zorundadır. Ayrıca Sigorta tarafından hafta içi 4 güne kadar verilen raporlarda, “bir haftadan az olan raporlarda”, Pazar yevmiyeleri 4587 sayılı İş Kanunun 46.maddesi gereği, eksiltmeden işyeri  tarafından ödenir.   

SORU    61-İŞÇİNİN  TALEBİ  HALİNDE
                     İŞVEREN  TARAFINDAN  VİZİTE 
                     KAĞIDI  VERİLMEZ  İSE,
                     İŞVERENE  UYGULANACAK 
                     MÜEYYİDE  NEDİR ?
CEVAP 61-506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 
                     3910 sayılı değişik 140.maddesinin (f) fıkrası uyarınca, 506 sayılı Kanunun 90.maddesinde belirtilen, Sigortalıların ve bakmakla yükümlü oldukları kimselerin tedavisi için gerekli belgeyi (vizite kağıdı) Sosyal Sigortalar Kurumunun yazılı uyarısına rağmen üç iş gününde vermeyen işverenlerce fiilin oluştuğu günde bir aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası verilir. Sigortalı işçiye Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından resen verilecek bir belge ile tedavisi yapılır.
 
SORU    62-İŞSİZLİK SİGORTASI ÜCRETİNDEN
                       YARARLANMANIN  KOŞULLARI ?
CEVAP 62-4857 s.İş Kanunun 17 ve 24.maddeleri
                    ile 25.maddenin 1.ve 3. bentlerine göre iş akdi fesih edilen veya kendisi işten ayrılan işçilere, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 50.maddesi gereği, iş akdi fesih edildiği tarihten geriye dönük son 3 yıl içersinde 600 gün pirim ödemiş, son 120 gün içersinde mazeretsiz devamsızlığı olmayan işçiler işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanabilirler. İşçi işsizlik ödeneğinden yararlanmak için, iş akdi fesih edildiği veya işten kendi ayrıldığı tarihten itibaren 30 gün içersinde Türkiye İş Kurumu müdürlüğüne baş vurmak zorundadır. Askere giderken veya evlilik nedeniyle ayrılan, 4857 sayılı İş Kanunun 25.maddenin 2.bendinden iş akdi fesih edilen işçiler işsizlik sigortasından yararlanamazlar. Ancak işçi 4857 sayılı İş Kanunun 25.maddenin 2.bendindeki suçlardan hiçbirini işlemediğini İş Mahkemelerinde açacağı dava ile kanıtlarsa, dava sonrası davanın kesinleştiği tarihten itibaren 30 gün içersinde İşsizlik sigortası ödeneğini Türkiye İş Kurumu Müdürlüğüne müracaat ederek toplu halde alabilir.

SORU    63-İŞSİZLİK ÖDENEĞİNİN SÜRESİ
                     NE  KADARDIR ?
CEVAP 63-4447 sayılı  İşsizlik  ödeneği  Kanunun
        50.maddesi gereği, son  3  yıl içersinde
600 gün  prim ödemiş olanlar için, 180 gün, 900 gün prim ödemiş olanlar için 240 gün, 1080 gün ve daha fazla prim ödemiş olanlar için 300 gün süre ile işsizlik ücreti ödenecektir. Ödenek miktarı, işsizin prime esas son 4 aylık Sigortaya bildirilen ücretinin ortalamasının %50'si olarak hesaplanacaktır. Not; Yeni Sigortalı işe başlayan bir işçi, işe başladığı tarihten itibaren 3 gün içersinde, yeni işe başladığını İşsizlik sigortası ücretinden yararlanmasının durdurulmasını talep etmek zorundadır. Talep etmediği taktirde suçtur. Kurum öğrendiği tarihten itibaren, işçiden faiziyle birlikte geriye alır.
   
SORU    64-İŞÇİNİN  SENDİKA  ÜYESİ
                     OLMASINA  ENGEL  OLMAK                    
                     SUÇMUDUR ?
CEVAP 64-Sendikalı  olmak  Anayasal  haktır.
                    Anayasanın 51.maddesi gereği, işçinin istediği sendikaya üye olması, kesinlikle engellenemez. İşçinin sendikaya üye olmasına engel olmak için, İş ve Çalışma Hürriyetini İhlal ederek Cebir “zor” kullanmak, Tehdit etmek, Şiddet kullanmak, Farklı “değişik işlerde çalıştırmak, Aylık ücretini düşürmek, Ücret zammı uygulamamak, Fazla mesailerini, varsa İkramiyelerini veya başkaca var olan Sosyal haklarını ve Vizite kağıdı vermemek gibi” muameleye tabi tutmak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 117 ve 118.maddeleri ve diğer hükümleri gereği suçtur. Bu suçu işleyen işveren veya işveren vekilleri hakkında mağdur işçinin şikayeti üzerine, yapılacak yargılamada 6 ay ile 3 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılır.

SORU    65-SENDİKA  ÜYESİ  OLMAKTAN 
                     DOLAYI, İŞÇİYE FARKLI MUAMELE
                     YAPILDIĞI  ZAMAN, İŞÇİNİN  NE 
                     GİBİ HAKLARI VARDIR ?
CEVAP 65-2821 s. Sendikalar Kanunun 31.maddesi
                     gereği, işveren sendika üyesi ile üye olmayan işçi arasında “sendikalı işçinin, aylık ücretini düşürme, işini değiştirme, varsa ikramiye, servis, yemek ve diğer sosyal haklarını kaldırır, tüm işçilere ücret zammı verirken sendika üyesi işçiye ücret zammı vermez ve iş vermeyip bekletir ise” işçi işyerinde çalışırken               “64.sorunun cevabındaki cezai yaptırımın dışında” işyerine karşı en az 12 aylık ücret tutarı sendikal tazminat talebiyle İş Mahkemelerinde dava açabilir.    

SORU    66-İŞÇİNİN GERÇEK AYLIK ÜCRETİ
                   İLE  VARSA İKRAMİYE, PRİM,
                    BAYRAM, HACIRAH, YAKACAK,
                    YAPILIYORSA FAZLA MESAİ
                    GİBİ  ÜCRETLE İLGİLİ VERİLEN      
                    TÜM  HAKLARI, ÜCRET 
                    BORDROSUNDA AYRINTILI
                    OLARAK GÖSTERİLMEK  
                    ZORUNDAMI ?
CEVAP 66-Sosyal  Sigortalar  Kanunu, İş  Kanunu,
                    Vergi Kanunu,İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri gereği işçiye ödenen gerçek aylık ücret, varsa İkramiye, Prim, Bayram, Hacırah, Yakacak, yapılıyorsa Normal ve Pazar fazla mesai, Ulusal Bayram, Genel tatil yevmiyeleri gibi ücretler, ücret bordrolarında gösterilmek zorunludur. Ücret bordrolarında gösterilmeyen tüm haklar kayıt dışıdır. İşçiye ödenen tüm haklar, ücret bordrolarında gösterilmediği veya eksik gösterildiği taktirde, buna vesile olan işveren veya işveren vekilleri Adli, Hukuki, İdari suç işlemiş sayılırlar. Adli, Hukuku, İdari suç işleyenler hakkında mağdur olan işçi, kendisini mağdur edenler için, Türk Ceza Kanunu hükümleri gereği adli suç duyurusu yapabilir. İş Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri gereği  ilgili kurumlara şikayet edebilir. Dava açabilir.
                    Her ay işçinin eline geçen gerçek aldığı Aylık ücreti, varsa İkramiyesi, Prim, Bayram, Hacırah, Yakacak, Yapılıyorsa Normal ve Pazar fazla mesai ücretleri ile çalışıyorsa Ulusal Bayram, Genel tatil, Dini Bayram yevmiyeleri ücret bordrolarında gösterilip Sigortaya bildirilmiyorsa, işçi çalışırken rahatsızlığı nedeniyle kendisine verilen raporlu kaldığı günlerin ücretleri, işçi işten atıldığı zaman İşsizlik Sigortası ödeneği, işçi işten atıldığında Kıdem, İhbar,  tazminatı ile İş Kazası Meslek hastalığı nedeniyle talep edeceği Maddi ve Manevi tazminatları, haksız yere işten atıldığında talep edeceği İş Güvencesi ve Sendikal tazminatları ile diğer tazminatlar düşük olur. Ayrıca işçi normal veya malulen emekli olduğunun da ömür boyu düşük ücret alır. Gerçek aldığı ücretlerden Sigorta primi ve Gelir vergisi tam kesilmeyen ücretlerin, Sigorta primini ve Gelir vergisini devlet dolaylı olarak emekçilerin ve diğer fakir katmanların cebinden bir biçimiyle alır.
                    Çözüm kolay, işçi çalışırken gerçek ücretinin, ücret bordrolarında görülmesi için, Sigortaya, Maliyeye, Türkiye İş Kurumuna, Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayet edecek, gerekirse Savcılığa suç duyurusu yapacak ve Mahkemelerde dava açarak bu sorunu çözecektir.

SORU    67-İŞ  VE  ÇALIŞMA  HÜRRİYETİNİN
                    İHLALİ  DURUMUNDA  İŞÇİ  NE
                    YAPMASI  GEREKİR ?
CEVAP 67-5237 s. Türk Ceza Kanunun  117.maddesi
                    gereği, işçi çalışırken işveren veya vekilleri tarafından işçiye karşı herhangi bir nedenle tehdit, cebir “zor” kullanılırsa, işçinin aylık ücreti düşürülür, emeğinin altında ödenir, yaptığı fazla mesailer ödenmez, işçinin işi tehdit mahiyetinde değiştirilirse, işçi karşılıksız çalıştırılır sömürülürse, mağdur işçinin şikayeti üzerine 6 aydan 2 yıla kadar bu suçu işleyen işveren veya işveren vekilleri hapis cezası ile yargılanacaktır. Ancak bu ceza hakim taktiriyle         100 günden az olmamak kaydıyla paraya çevrilebilecektir.   

SORU    68-İŞÇİ İŞYERİNDE ÇALIŞIRKEN HER
                       HANGİ  BİR  SUÇTAN DOLAYI HAK-                 
                       KINDA  TUTULAN  TUTANAKLARI
                       İMZALAMAK  ZORUNDAMI ?  
                       İMZALARKEN  NEYE DİKKAT
                       ETMESİ GEREKİR ?     İMZALADIĞI 
                       EVRAK  İŞÇİNİN  KENDİSİNE 
                       VERİLMESİ  GEREKİRMİ ?


CEVAP 68-İşçi  işyerinde  çalışmakta  iken  hakkında 
                    tutulan tutanaklarda suçlama varsa suçlama karşısında mutlak kendisi savunması gerekir. Yaptığı savunmanın altına mutlaka imzasını da atacaktır. İşçinin savunması alınmadan tutulan tutanağın ve verilen ihtar cezasının hiçbir geçerliği yoktur.

         Her işçi hakkında tutulan tutağa imza atarken, dikkat etmesi gereken husus, tutanakta suçlama varsa, savunmasını yaparak en alta yukarıdaki suçlamaları kabul etmediğini, bu belgeyi Kanundan doğan tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla imzalıyorum yazısını yazarak tarih atarak imzalayacaktır.

                    Her işçi hakkında tutulan tutanağa imza atarken, dikkat etmesi gereken husus, tutanakta iddia varsa, savunmasını yaparken en alta yukarıdaki iddiaları kabul etmediğini, bu belgeyi Kanundan doğan tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla imzalıyorum yazısını yazarak tarih atarak imzalayacaktır.        

         İmzalattırılan her evrakın bir nüshası işçiye verilmesi zorunlumudur. İşçiye imzalattırılan her evrak 2 nüsha yapılmak zorundadır. İşçiye imzalattırılacak olan evrak önce işveren tarafından imzalanıp işçiye verilir, işçi ise okuduktan sonra işverende kalacak olan evrakın altına ihtirazlarını yazarak imzalar. Evrak işçiye verilmez ise işçi kendisine evrak verilmediği sürece evrakı imzalamak zorunda değildir. 

İmtiyaz Sahibi;

BATİS
BAĞIMSIZ TEKSTİL
İŞÇİLERİ SENDİKASI

Genel Başkan
Metin BURAK

Sakarya Mh.Güven Sk.Babadağ Apt.N0: 2 K.2 D.5
Telefon : 0224-2515583-2515584-0532-2854472

Osmangazi/BURSA

 
 

BAMİS Kuruldu!