|
Sınıf Sınıf Olduğunda……
30 Kasım 20008 Tarihinde Bursa’da Ördekli Hamam’da BATİS ve BAMİS tarafından “Sınıf Sınıf Olduğunda…Kapitalist Krize Karşı İşçi Sınıfı” başlığı altında bir panel gerçekleştirildi.Çok sayıda işçinin katıldığı panele siyaset bilimci ve yazar Haluk GERGER ve BATİS Genel Başkanı Metin BURAK konuşmacı olarak katıldı.Açılış konuşmasının ardından ilk sözü alan Haluk Gerger “İşçiler işçi olduklarını unuttu” diyerek başladığı konuşmasında sömürünün Kapitalizmden de önce olduğunu Kapitalizmde paranın ne kadar önemli olduğunu anlattı. Haluk Hoca konuşmasını “80’lerden sonra muazzam para birikti. Ne çok telefon şirketi, beyaz eşya, fırın, araba v.s. var. Sonuçta bu malların satılması lazım. Nasıl satacak. Para çoğalınca paradan para kazanmaya başladılar. Dünyayı kumarhane olarak düşünelim. Bir tuşa basarak Türkiye’den bono alıyor, Singapur’a gidiyor, oradan Londra’ya gidiyor… Her 24 saatte bir trilyonlarca dolar dünyayı dolaşıyor. Hiçbir mal ve hizmet dahi üretmeksizin. Bir kartopunu düşünün büyüyüp insanlığın üstüne geliyor. Kapitalistler ihtiyaç için değil kar için üretim yapıyorlar. Kapitalist için toplumun ihtiyacı önemli değil. Onun için kar getirmeyince işçiyi atar.
Patronlar bu krizi yönetirse; 1. Üretici güçlerin bir kısmını yıkıp buharlaştırır. İnsanlığın ortak malı olan üretici güçleri yıkar. 2.Kapitalistler birbiriyle de rekabet eder. Birbirinin gözünü oyar. Krizde birbirini yutarlar. 3.Krizi emekçinin sırtına yüklerler. İşsizleştirirler. Devletler eliyle, emekçinin sadece cebindekini değil, çoluk çocuğununkileri de, onların geleceğini de alır ve krizini çözer. İşçiler bu krize müdahale etmezse devlet müdahale eder. Her çözüm ilerde daha büyük bir krize sürükler. Bir CEO saatte 9783$ kazanıyor. Disney CEO sunun 1 saatte kazandığı parayı yemeden içmeden kazanması için Haiti işçisi 16 yıl 8 ay çalışmak zorunda. CEO dediğimiz patron da değil. Oranın memuru gibi bir şey. Toyota şirketini biliyorsunuz. Yıllık kazancı Portekiz’in yıllık GSMH’sından fazla. Unilever’inki Yeni Zelanda’dan daha fazla. Dünyada sadece 3 kişi var. Bunların serveti 48 ülkenin GSMH’sından daha fazla. 1999’da 200 kişi 1 trilyon kazanıyorken, 600 milyon insan 145 trilyon kazanıyor. Muazzam bir servet. 1,5 milyar insan 1$ dan az kazanıyor 2 milyar insanın elektriği yok. 2 milyar insan temiz içme suyunu bulamıyor. 4 milyar insan doktor bulamıyor. Bir tarafta bu kadar sefalet, diğer tarafta korkunç bir zenginlik. Bırakın krizi bu insanlık krizidir. Geldiğimiz noktada bütün insanlara aş verebilir, iş verebiliriz. Fakat bunlar, bu rakamlar gösteriyor ki insanlık bitmiş. Hazır işçiler mücadeleye başlamışken hiç olmazsa buradan insanlığın kurtuluşu çıkar. Sorsak burada herkes, çocuğu avukat, doktor, vs olsun ister. Kim oğlum, kızım işçi olsun, kazma kürek çalışsın der. Ama bakıyoruz ki en çok işçi emekçi olunuyor. Yalvarıyorlar beni işçi al diye. Bu işçilik nereden çıkmış. İşçilik kapitalizmle beraber çıkmış. Son 500–600 sene önce işçilik yok. Bir gün de ortadan kalkacak. Üretici var, üretim aracı var. Toprak ve köylü, ikisi beraber. O zamanda sömürü var. Ama esas olarak üreticiyle üretim aracı beraber. Üretim aracıyla üretici zamanla kopartılıyor. Kapitalizmde işçilik insan açlıkla terbiye edilerek doğdu. İşçiler giderek kendi emeklerine yabancılaştılar. Ürettiğinin ne olduğunu bile görmüyor. Tekerlek üretiyor, o tekerlek lüks bir arabada kullanılıyor sonra...
İşçiler şovenizmle, milliyetçilikle, savaşlarla başka bir sınıfın tutsağı oldu. Kapitalizm onu beyninden ve midesinden yakalayarak tutsak etti. İşçi sınıfının hayatı, bitmiş insanlığın örneği. İşçi sınıfı ile insanlığın kurtuluşu arasında bağ var. Refah içinde insanlık değerleri için de tek yol var. Sınıfların ortadan kalkması. İşçilikte patronluk ta ortadan kalkmalı. Onunda yolu işçilerin iktidarı ve işçi sınıfının devleti olmak. Ki onun bütün sınıfları ortadan kaldırmasıyla ve kendini de ortadan kaldırmasıyla insani özümüze yeniden dönebiliriz.” diyerek devam etti. Haluk Gerger ilk oturumdaki yaptığı konuşmayı, “Bu krizden bir iktidar mücadelesi çıkartıp sadece işçilerin değil insanlığın kurtuluşuna dönük sonuç çıkaralım.” diyerek bitirdi. Daha sonra söz alan BATİS Genel Başkanı Metin BURAK “Sınıf mücadelesi yapanlar, dünyada yaratılan krizlerin süreçlerini, çözümlerini, sonuçlarını iyi bilirler” diyerek başladığı konuşmasında kapitalizmin bundan önceki yaşamış olduğu krizleri hatırlattı. Burak konuşmasında “Kapitalist Krize karşı İşçi Sınıfı ne yapmalıdır” diyerek Sınıf Sınıf olduğunda neler yapabileceğinin örneklerini verdi. Konuşmasını “Bu kriz bizlerin yarattığı bir kriz değildir bu kriz sermayenin işçi sınıfını daha fazla sömürmek için ve kazanılan hakları geri almak için yarattığı bir krizdir.” diyerek devam etti ve krizde sermayenin ne gibi kendi adına fırsatlar yarattığını sıraladı. Kriz IMF’ den alınacak “35-40 Milyar dolar” borç parayı sermaye sınıfına aktarma krizidir. Kriz sigorta primlerinden %5 düşürme ve sigorta prim borçlarını sildirme krizidir. Kriz vergileri düşürme ve vergi borçlarını sildirme krizidir. Kriz 01.07.2008 tarihinden itibaren çalıştırdığı işçinin sigorta primini ödememek için, 29 yaşının üzerindeki erkek işçiler ile 5 yıldan fazla sigortası olan bayan işçileri işten çıkartıp, yerlerine yeni alınacak işçilerin sigorta primlerini, işsizlik sigortası fonundan ödettirme krizidir. Kriz işsizlik sigortası fonunda biriken, 36,7 milyar doların işverenlere aktarma krizidir. Kriz Toplu İş Sözleşme süreci devam eden işçilere zam vermeme krizidir. Kriz kıdem tazminatını kaldırma krizidir. Kriz 1.1.2009 tarihinden itibaren uygulanacak asgari ücreti düşük tutma, hatta ileri tarihlerde asgari ücreti kaldırma krizidir. Kriz bundan sonraki süreçte emekli maaşlarının düşük bağlanması krizidir. Kriz Genel Sağlık Sigortasını oturtturma krizidir Kriz bu devletin çözmediği, çözemediği Kürt sorununu bastırma krizidir. Kriz yeni çıkarılmak istenen sendikalar yasasını oldu bittiye getirme krizidir. Kriz çalışma saatlerini günlük 8 saat’ten 12 saate çıkarma krizidir. Kriz yeni çıkarılmak istenen borçlar Kanunu yasasını oldu bittiye getirme krizidir. Kriz yerel seçimlerin krizidir. Kriz sermaye sınıfının, işçi sınıfını daha fazla köleleştirme krizidir” diyen Burak kimler bu krizi yarattıysa faturasını da onlar ödesin diyerek konuşmasına son verdi. 20 dakikalık aradan sonra ikinci oturum başladı. İkinci oturum ise soru cevap şeklinde geçti. Panele gelen işçiler çoğunlukla “bir araya niye gelemiyoruz”,”bizleri kimler temsil ediyor” ve “neler yapmalıyız” gibi sorular yönelttiği ikinci oturum oldukça canlı geçti.Toplam üç saat süren seminer işçiler tarafından oldukça beğenildi ve takdir topladı. |