|
Basın ve Kamuoyuna; BAMİS ÜYELERİ NİLÜFER ORGANİZE SANAYİ GÖLGESİNDE; Vahşi kapitalizm 1980 faşist darbesiyle azgın saldırılarını, yeni çıkardığı yasalarla haklı bir zemine oturtarak daha da şiddetlendiriyor.Bu yasaları kendine kalkan olarak kullanan işverenler, devlet ve hükümetin desteğiyle hayali kriz ortamı yaratarak, işçi sınıfı üzerinde kirli oyunlarını oynamaya devam ediyor.Ortalama 45 kişinin çalıştığı METAPRES firmasında, 6 yılı aşkın süredir çalışmaktayım. Ancak son 5 aydır kriz bahane edilerek, aylık ücretlerimiz 2 veya 3’e bölünerek ödenirken ve yine kriz gerekçesiyle ücretsiz izin uygulanması yapılmak istendi. Bu uygulama evrak üzerinde sanki biz işçiler talep ediyormuşuz gibi gösterilmek istenmiştir.
Ancak biz bunun yasal olmadığını ve imzalamayacağımızı söylediğimizde, işveren bizimle konuşma yaparak, kriz olduğunu iddia etti ve imza atmayacak işçileri tazminatını vererek, iş akitlerini fesih edeceğini söyledi. Ben işimi kaybetmek istemiyorum dedim, işveren ise seni Avukatım Şinasi ÖZER’e gönderiyorum, onunla görüş dedi. Bende işverenin Avukatı Şinasi ÖZER’e gittim. Şinasi ÖZER’e bu işyerinde kriz varsa, 1 ile 5 yıllık işçiler varken, neden işi bilen 6 yıllık işçi olarak ben işten çıkarılıyorum dediğimde, Avukat Şinasi ÖZER, bana seni 25/2’den tazminat bile işten atsalar, sen işe iade davası açar ve %100 kazanırsın dedi. Bende işverenin Avukatı Şinasi ÖZER’e, Bağımsız Metal İşçileri Sendikası (BAMİS) kurucu üyesi ve Disiplin Kurulu Başkanı olduğumu söyledim ve işyerine gittiğimde, işveren beni bir gün çalıştırdıktan sonra, diğer işçi arkadaşımın tazminatını vererek işten çıkartırken, beni ise 4857 sayılı İş Kanununun 25/2 maddesinden çıkartması garip değimlidir? Ayrıca kriz var diye beni işten çıkartan işverenin, yerime işçi alması da garip değimlidir? Sendikalı olmak Anayasal hak olduğu söylenen ülkemizde, sendikalı olduğumuz için iş akdimizin fesih edilmesi suç değilmidir? Ayrıca verilen işi yapmadılar suçlamasıyla 25/2’den işten çıkartmak hangi ahlak yasalarına denk düşüyor? Suçlamaları kabul etmiyoruz. Emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan biz işçilere yapılan densiz ve kirli oyunların ilk ve son olmayacağını biliyoruz. Bizler bu saldırıların karşısında örgütlenerek duracağız. Sermaye sınıfının sömürü ve vahşet politikaları, bütün dünyada olduğu gibi ülkemize de bir mikrop gibi bulaşmış ve yayılmaktadır. İşverenler işçileri sömürmekte sınır tanımıyor ve çıkarttıkları yasalarla da bunu katmerleştiriyorlar. Yoksul işçi sınıfını daha fazla yoksullaştırarak köleleştiren sermaye sınıfı, devlet ve hükümetle birleşerek, onurlu mücadele veren işçilere saldırıyorlar. Biz mücadele veren işçiler köle değiliz, emeğimizin karşılığını istiyoruz şiarıyla alanlara dökülen işçileri susturmak için, biber gazı ve basınçlı suyla insanlık dışı saldıran, devletin kolluk güçleri, şunu iyi bilmelidirler ki, biz işçilere geçmişte de saldırdınız ama yok edemediniz, şimdide yok edemeyeceksiniz. Bizler işyerlerimizde onurumuzla çalışan işçiler olarak, sendikal hareketle tanışıp mücadele veren bireyler olduk, olmaya da çoğalarak devam edeceğiz. Her bilinçli işçinin yaptığı gibi dik durduk, köleliği kabul etmedik ve demokratik hakkımız olan, sendikalı olma hakkımızı kullandık. Demokrasi şuan bir avuç çapulcu kapitalisttin elindedir. Ama biz işçiler istersek, bilinçlenip örgütlenerek, gerçek demokrasiyi tüm işçilerin kullanacağı şekle getirebiliriz. İşte o zaman özgürce istediğimiz sendikada üye olma hakkını kullanabiliriz. Haksız yere, asılsız suçlamalarla işten çıkarıldım. Bugün işe iade davası açarak hukuki süreci başlattım. Diğer bir taraftan fiili olarak bugün eyleme başladım, bundan sonra bir taraftan hukuk mücadelemi, diğer bir taraftan ise fiili sınıf mücadelemi, işe başlayana kadar devam ettireceğim. Davam bittiğinde bu işyerine gelip işe başlatılmadığım takdirde, fiili eylemim en sert bir şekilde devam edecektir. Bağımsız Metal İşçileri Sendikası (BAMİS) Disiplin Kurulu Başkanı İsmail KORKMAZ |