DÜN 15/16 HAZİRAN, BUGÜN TEKEL DİRENİŞİ
ZAFER DİRENEN İŞÇİNİN OLACAK!
 
15/16 haziran eylemi15/16  Haziran  İşçi sınıfının şanlı direnişinin yıl dönümünde Bursa’da BATİS, BAMİS ve SODAP tarafından saat 18.30 da Fomara Meydanından Kent Meydanına bir yürüyüş düzenlendi. “ Dün 15/16 Haziran Direnişimiz Bugün Tekel Direnişimiz, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” yazılı pankarttın taşındığı eylemde “Yaşasın 15/16 Haziran Direnişimiz”, “Zafer  Direnen Emekçinin Olacak” , “İş Ekmek Adalet” , “Filistin Halkı Yalnız Değildir”   slagonları sık, sık atıldı.Kent Meydanına gelindiğinde kitle adına basın açıklamasını BAMİS Genel Sekreteri Volkan Dursun yaptı.Basın açıklamasının tam metnini yayınlıyoruz; 

 

 

 

Basına ve İşçi sınıfına,

 

15-16 HAZİRAN 1970 DİRENİŞİNDEN, TEKEL DİRENİŞİNE KADAR UZANAN VE DEVAM EDEN, BURJUVAZİYE KARŞI İŞ, EKMEK, ADALET SAVAŞI DEVAM EDİYOR!

 

15-16 Haziran Direnişine nasıl gelindi? 1950’lerle beraber Türkiye’de sanayileşmenin artması, kapitalistleşmenin hızlanmasıyla  işçi sınıfı her geçen gün varlığını daha fazla hissettirmeye başlamıştır. Yerel düzeylerde de olsa grevler ve direnişlerle, güçler dengesinde yerini almıştır. İşçilerin yan yana gelişleri, devrimcilerle kurulan bağ, devleti pek memnun etmediği için, 1952’de işçi muhalefetini dizginlemek ve devlet güdümüne sokmak amacıyla Türk-İş kurulmuştur. Türk-İş, işçi ve egemenlerin çıkarlarının çatıştığı her durumda, sermayenin ve devletin lehine tavır almıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki tek parti politikasının bir benzeri, tek konfederasyon Türk-İş’le devam ettirilmek istenmiştir. Fakat işçi cephesinden Türk-İş’e duyulan tepkiler sonucu, 1967 yılında   DİSK kurulmuştur. Türk-İş’ten ayrılıp DİSK’e geçişler yaygınlaşırken, toplumsal hareketlilik yalnızca işçi ve öğrenci kesimini değil, kamu çalışanlarını, işsizleri ve kent yoksullarını da harekete geçirmiştir. Bir yanda siyasal ekonomik kriz, karşı yanda kitlelerin öfkesinin giderek kabardığı, iktidarda ise Süleyman Demirel başkanlığında AP olduğu bir süreçte, girilen ekonomik ve siyasal bunalımlar; özelleştirmeler ve baskılarla atlatılmaya çalışılmıştır. Enflasyon artmış, işsizlik ve yoksulluk can yakıcı sorunlar haline gelmiştir. Bir yandan da işçilerin sendikalaşma taleplerinin önü kesilmeye çalışılmıştır. AP hükümeti, işçilerin kazanılmış haklarını yok etmek için, Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk’ün çok yakında, Devrimci İşçi Sendikalarının, canına ot tıkayacağız açıklamasından sonra, yeni Sendikalar Kanunu”nu hayata geçirmek istemiştir.

 

Yeni yasayla grev ve toplu sözleşme, lokavt ve sendikalar kanunlarında değişiklikler yaparak, DİSK’in kapatılması amaçlanmış, Türk-İş dışında diğer sendikaların faaliyetleri engellenmek istenmiştir. Dönemin hükümeti, uygulamaya koyacağı ekonomik önlemlerin faturasını işçi ve emekçilere yüklemek niyetindeydi ve karşısında muhalif güçler istemiyordu. 1963’te yasalaşan sendika, toplu sözleşme ve grev yasalarında yapılmak istenen değişiklikler, tasarı halinde 13 Haziran 1970 günü TBMM oturumunda görüşülmeye başlandı. AP hükümetinin Meclis'e getirdiği bu kanun tasarısı, Türk-İş ve CHP'nin de desteğiyle, 3,5 saat gibi kısa bir sürede TBMM'de kabul edildi. İşçiler yapılan saldırıya karşı ayaklanarak 15-16 Haziran 1970 Direnişini gerçekleştirdiler. Yapılan 2 günlük direniş sonrası, çıkartılan yasalar Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

 

15-16 Haziran 1970 direnişi, işçi sınıfının sendikalaşma hakkını korumak için, harekete geçtiği Türkiye sendikal hareketinde, çok önemli bir dönüm noktasıdır. Sermaye çevreleri ve onların güdümündeki sendikalar, yasal değişikliklerle devrimci  sendikacılığı boğmayı hedeflemişler, ancak buna rıza göstermeyen işçiler, eylemleriyle gereken cevabı vermişlerdir.

 

15-16 Haziran’da işçiler kendi örgütlülüklerine sahip çıkmış ve sınıf bilinci yaratılmasında en önemli adımlardan birini atmışlardır. “Türkiye’de işçi sınıfı yoktur, sendikal hareket yoktur” diyenlere karşı yüz elli bini aşkın emekçinin, iş bırakarak yürüyüşe geçmesi; Türkiye’nin büyük işletmelerindeki işçilerin eyleme katılmaları, destek vermeleri en güzel cevap olmuştur. 15-16 Haziran Türkiye işçi sınıfının, bir dönüm noktasıdır.

 

1950’lerden 1980’lere kadar “işçi sınıfı ve emekten yana olan örgütler tarafından” yapılan İŞ, EKMEK, ADALET savaşı sonucu kazanılan hakların, neo-liberal politikalarla geri alınması için, 1980’de yapılan askeri darbeyle değiştirilen grev ve toplu sözleşme, lokavt ve sendikalar yasasıyla işçilerin tüm kazanımları, sermaye sınıfı işverenlere geri verilmiştir. Sermaye yanlısı Türk-İş’in dışında tüm sendikalar kapatılmıştır. Devrimci Sendikaların yöneticileri ve emekten yana mücadele veren siyasi partilerin yöneticileri tutuklanarak cezaevlerine gönderilip uzun süre tutsak edildiler. 1980 darbesiyle kapatılan DİSK, 1991 yılından sonra tekrar faaliyet göstermeye başlamıştır.

 Tekel Direnişine nasıl gelindi? 1980 darbesinden sonra işçi sınıfına vurulan en büyük 2.darbe ise, neo-liberal politikaların planı olan, özelleştirme ve taşeronlaştırmadır.

 

Özelleştirme ve taşeronlaştırma ile işçilerin iş güvencesi kaldırıldı, ücretler geçinemeyecek şekilde açlık sınırın altına indirildi, parasız sağlık, parasız eğitim hakkımız elimizden alındı, Daha ucuza işçi çalıştırmak için krizler yaratılarak işsizlik bilinçli olarak arttırıldı, İşçileri fakirleştirip zenginlere köle kul etmek için yoksulluk yaygınlaştırıldı, İşyerlerinde iş güvenliği harcamaları kısılarak iş (kazaları) cinayetleri arttırıldı. Sendikaların örgütlenmesinin önüne, %10 işkolu ile %50 + 1 işyeri barajları getirerek, sendikalar üyesiz ve güçsüz bırakıldı, 1980 sonrası değiştirilen yasalarla, işten çıkartılarak, işsiz bırakılan işçilerin çoğunluğu kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer işçilik haklarını alamadılar.

 

1980 darbesiyle birlikte yaygınlaşan ve yaygınlaştıkça, işçi sınıfına ve emekçi yoksul halklara karşı artan, kapitalizmin neo-liberal saldırı politikalarına karşı, Türkiye işçi sınıfı ve yoksul emekçi halkların mücadelesi, 1989 Bahar eylemlerinden itibaren devam etmektedir. 

 

Bugünde AKP iktidar, CHP muhalefet, Yaratılan Kriz, İşsizlik ve Yoksulluk önüne geçilemeyecek durumdadır. Ülkemizde 4/C uygulamasına karşı “tıpkı 15-16 Haziran 1970’de çakılan kıvılcım nasıl aleve dönüştüyse” Tekel işçilerinin çaktığı kıvılcım aleve dönüşerek, tıpkı 15-16 Haziran 1970’de olduğu gibi 1980 sonrası, işçi sınıfının direniş bayrağını en yükseklere dikti. Tekel işçilerinin önderlik ettiği bu direniş, tıpkı 15-16 Haziran 1970’de olduğu gibi işçi sınıfının kapitalizme indirdiği en sert yumruk oldu. 

 

15-16 Haziran ve Tekel Direnişi 4 duvar arasında kazanılmadı, 4 duvar arasında işçi sınıfına karşı burjuvazi sömürüyü artırma kararları alır. Burjuvazinin aldığı kararlara karşı, işçi sınıfı 15-16 Haziran 1970’de ve Tekel direnişinde olduğu gibi fabrikalarda, sokaklarda direnişle, grevlerle cevap verir. Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası (BATİS) ve Bağımsız Metal İşçileri Sendikası (BAMİS) kurulduğu tarihten bugüne kadar, her 15-16 Haziran’da, 4 duvar arasında değil, fabrikalarda, sokaklarda 15-16 Haziran etkinliğini düzenlemekte ve işçi sınıfının bayrağını yükseklerde dalgalandırmaktadır. Her yıl olduğu gibi bu yılda işçi sınıfının örgütü, sınıf mücadelesi veren, sınıf sendikacılığı ilkelerinden taviz vermeyen sendikalar ile işçilerin gerçek önderleri sosyalist devrimcilerle birlikte bu etkinliği fabrikalarda, sokaklarda düzenlemek için, her türlü mücadeleyi vermiştir. Ama görüldüğü gibi 4 duvar arasını tercih edenler, bu eyleme katılamamıştır. Bundan sonrada BATİS ve BAMİS üyeleri 15-16 Haziran direnişi bayrağını, fabrikalarda, sokaklarda direnişlerle, grevlerle en yükseklerde dalgalandıracaktır.

 

15-16 Haziran Direnişinden, Tekel Direnişine uzanan burjuvaziye karşı İŞ, EKMEK, ADALET savaşına sahip çıkmak ve 12 Eylül 1980 darbesinden bugüne kadar bizden çalınan haklarımızı tekrar kazanmak için alanlardayız. Kapitalizmin kölesi olmayacağız. Haklarımızı geri alıncaya kadar ve işçi sınıfının iktidarı, sosyalizmi kuruncaya kadar, burjuvaziye karşı İŞ, EKMEK, ADALET savaşımız devam edecek!    

 

Yarınlar Direnen İşçilerin Olacak,

Yaşasın 15-16 Haziran Direnişimiz,

Yaşasın Tekel Direnişimiz,

 Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz,

 

Düzenleyici Kurumlar; BAMİS-BATİS-SODAP

 
 

BAMİS Kuruldu!