|
BATİS VE BAMİS GENEL MERKEZLERİ 8 KADIN İŞÇİNİN HAYATINI KAYBETTİĞİ İŞ CİNAYETİYLE İLGİLİ HAZIRLANAN BİLİR KİŞİ RAPORU ÜZERİNE BİR AÇIKLAMA YAYINLADI Basına ve Kamuoyuna 2. Bilirkişi raporuna göre 09 Eylül 2009 tarihinde İstanbul da yaşanan sel felaketinde işyerine ait kapalı kasa panelvan araçla işe giderken 8 kadın işçinin sele kapılıp boğularak hayatını kaybetmesinin sorumlusu doğa imiş. İnsan yaşamını bu kadar değersiz gören, çalışanların yaşam hakkına bu kadar saygısız bir rapor düzenlenemezdi. Raporu düzenleyen “işini bilir” kişilere “Profösör olabilirsiniz ama..” .demekten başka bir şey gelmiyor aklımıza.Fakat korkarız ki bu düzen böyle devam ettikçe bu adaletszlikler ne ilk ne ne de son olacak.
17/05/2010 Tarihinde Zonguldak'ın Kilimli Beldesi'ndeki, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait kömür ocağında, iş kazası sonucu yerin 540 metre derinlikteki 30 madenci, iş cinayetine kurban gitti. 28 işçinin cesedi çıkarıldı, 2 işçinin cesedi halen yerin 540 metre altında, çıkartılamıyor. Suçlular hala cezalandırılmadı. Yıllardır İstanbul Tuzla Tersanelerinde 100’lerce işçi hayatını kaybetti ve gün geçmiyor ki Tuzladan bir ölüm haberi almayalım. Tersanelerde ne çalışma koşulları değiştirildi ne de suçlılar cezalandırılıyor. Daha bir hafta önce İstanbul Kadıköy’de Gültekiye Özmen adlı ev işçisi cam silerken pimapen ile birlikte 10 metreden düşerek yaşamını yitirdi. Bu işçinin ölümünden kimse sorumlu tutulmadı. Suçlu kader oldu. Ve daha binlerce işçi iş cinayetlerinde, iş kazalarında hayatını kaybediyor. Sorumlular açılan davalar sonucunda, deyim yerindeyse devlet eliyle aklanıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bir çok davada işçiler yada Pmeks işçileri için verilen raporda olduğu gibi alakası olmayan etkenler kusurlu bulunuyor. Selde boğularak hayatını kaybeden Pameks Tekstil Aş. işçilerinin davasında İTÜ’den Prof. Dr. Metin Ergeneman ve Öğretim Görevlisi Murat Kuruoğlu ile İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Ekmekçi’nin hazırladığı 3 Kasım 2010 tarihli ikinci bilirkişi raporu, 13 Aralık 2010 tarihinde mahkeme dosyasına girdi. Raporda, servisin camlı ya da camsız oluşunun olaya etkisinin olmadığı iddia edilerek, şu ifadelere yer verildi: “Şirket Yönetim Kurulu Başkanı’ndan, İdare Amiri’nden ve aracın şoföründen sel felaketine karşı önlem almalarını beklemek mümkün değildir. Almaları gerekli bir önlem bulunmadığı için, olayın meydana gelişinde kendilerine kusur bulunması mümkün değildir. Kazanın oluşunda asli ve tek etken meydana gelen doğal afettir” diyerek rapor hazırlanmıştır. İşçileri yük taşımak üzere yapılmış kapalı kasa araçlarda taşıyacaksınız sonrada bizim suşumuz yok doğa suçlu diyeceksiniz. Peki aracın normal bir servis minibüsü olması durumunda bu işçilerin yine de boğularak yaşamını yitireceğini nerden çıkarıyorsunuz. Bütün bu yaşananalar adaletin çürüdüğünün aleni göstergesidir. Kapitalist sistemin adaleti sermayeye kayırırken, işçi ve emekçilere perişam ediyor, süründürüyor. İnsanca çalışma ve insanca yaşam için bu düzenden adalet beklemenin boş olduğunu bir kez daha gösteriyor. İşçilere ve emelçilere sesleniyoruz. Kendi adaletimizi yaratmak için birleşmek, örgütlenmek ve düzenin çürümüş adaletine karşı mücadeleyi yükseltmekten başka çaremiz yoktur. Hazırlanan raporun değiştirilmesi, adil teknik yeni rapor sunulması ve bütün suçluların cezalandırılması için işçiler emekçiler olarak yaşamını yitiren işçi kardeşlerimizin hesabını soralım. Gün Gelecek Devran Dönecek Katiller İşçilere Hesap verecek! BATİS (BAĞIMSIZ TEKSTİL İŞÇİLERİ SENDİKASI) BAMİS (BAĞIMSIZ METAL İŞÇİLERİ SENDİKASI) |