|
BATİS ve Bamis'ten Asgari Ücrete Dava.... BATİS ve BAMİS üyeleri tarafından Bursa Adliyesi önünde 27.01.2011 Perşembe günü saat 12,30’da Asgari ücretle ilgili açılan davayla ilgili olarak bir basın açıklaması yapıldı.Açıklamada “-Sefalet ücreti değil, hakkımızı istiyoruz, Savaşa, Silaha değil, İşçiye bütçe istiyoruz, İnsanız, insanca yaşamak istiyoruz, Herkese ekmek herkese iş, zafere kadar direniş," sloganları atıldı.Açıklamayı BATİS Genel Başkanı Metin BURAK yaptı. Basına ve İşçi Sınıfına; Basın açıklamamız, açlık sınırının altında kalan ASGARİ ÜCRETİN, kamuda en alt kademede, hizmetli bir memur olarak çalışan ve 2011 Ocak ayından itibaren, 1.460,00 TL. olarak belirlenen maaş seviyesine çıkartılması için, bugün açtığımız pilot davayla ilgilidir.
1951 yılından 1967 yılına kadar asgari ücret, yerel (kentsel) düzeydeki katılımcılardan oluşan “mahalli komisyonlar” tarafından belirlenmesi sırasında, komisyonlar arasında koordinasyon bozukluğu, benzer ve yakın yerlerde farklı ücretlerin uygulanması, tespit edilen asgari ücrete itirazların çoğalması nedeniyle, 1967 yılında merkezi nitelikte bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon bölgelere göre farklı asgari ücretler tespit ediyordu. Ancak, TBMM’de bulunan Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Anayasa Mahkemesi’ne başvurması sonrasında, Anayasa Mahkemesi bölgesel asgari, ücreti eşitlik ilkesine aykırı buldu ve iptal etti. 1989 yılından sonra ise, ülke çapında sanayi-tarım ayrımı olmaksızın tüm işkolları için, tek bir asgari ücret uygulamasına geçildi. 1989 yılından bu yana asgari ücret, Çalışma Bakanlığı’nda 5 işçi, 5 işveren ve 5 hükümet temsilcisinden oluşan, merkezi nitelikteki asgari ücret komisyonu tarafından, bütün işkollarını kapsayacak şekilde belirleniyor. Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre, asgari ücretin “dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplere dayalı bir ayrım yapılmadan” tespit edilmesi gerekiyor. Yine uygulamaya göre asgari ücret, “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanmaktadır. Ancak, bu tanıma 2001 yılında eklenen cümle ile yukarıda gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi sayılan zorunlu ihtiyaçlar ortadan kaldırmıştır. “Ülkenin ekonomik durumu” ibaresi oldukça muğlak ve asgari ücretin belirlenmesinde, diğer bütün kriterleri yok eden bir kavramdır. Yani, bir çalışanın tüm ihtiyaçlarını belirledikten sonra, ülkenin ekonomik durumu buna izin vermiyor denilerek, verilmesi gereken asgari ücretten daha düşük ücret belirlemesine geçilmiştir. Ülkemizde işçilere normal bir çalışma günü karşılığı gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden, çalıştırılanlar arasında ayrım yapılmadan, belirlenmesi gereken asgari ücret, özel sektörde üretimde çalışan bir işçi için, 2000 Ocak ayında 82,42 YTL. olarak belirlenirken, aynı tarihte kamuda en alt kademede hizmetli olarak çalışan bir memur için belirlenen 119,67 YTL. maaşla üreten işçiyle, hizmetli memur arasında 37,27 YTL. fark ve eşitsizlik yaratılmıştır. 2000 Ocak ayında üreten bir işçiyle, hizmetli bir memurun arasındaki ücret farkı 37,27 TL. iken, 2011 Ocak ayında kamuda en alt kademede hizmetli olarak çalışan bir memurun maaşı 1.460,00 TL. belirlenirken, aynı tarihte özel sektörde üretimde çalışan bir işçi için, asgari ücreti 629,95 TL. belirlenerek, üreten işçiyle, hizmetli bir memurun arasındaki aylık ücret farkı ve eşitsizlik 830,05 TL’ye çıkartılmıştır. Değerli işçi kardeşlerim, sermaye sınıfı ideolojisi kapitalizm, işçileri, işsizleri ve yoksulları her geçen gün fakirleştiriyor. Ülkemizde iktidar partisi AKP kurmaylarının açıklamalarına göre, kişi başına düşen milli gelir yükseliyor, ama ne hikmetse işçinin asgari ücreti her geçen gün açlık sınırının altına düşüyor. Buda yetmiyor asgari ücret bölgesel yapılmak isteniyor. Bu dönem seçimler var diye yapamadılar. Seçimlerden sonra bu hükümetin ilk işi, Özel İstihdam Büroları’nın işçi kiralaması, bölgesel asgari ücret ve esnek çalışma modellerinin devreye sokmak ve kıdem tazminatını kaldırmak olacaktır. Bölgesel asgari ücreti, Özel İstihdam Büroları (ÖİB) işyerlerine işçi kiralanmasını, Esnek çalışma sistemlerini, kıdem tazminatının kaldırılmasını kimler istiyor? 1-Uluslararası Para Fonu kısa adı (IMF) olarak bilinen (bizim gibi ülkeleri borç batağına gömen zenginlerin örgütü) bölgesel asgari ücret uygulamasına 2005 yılında tam destek verdiğini açıkladı. Türkiye’deki asgari ücreti yüksek bulan (IMF) hızla bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesini öneriyor. 2-İstanbul Ticaret Odası (İTO) 2007 yılında konuya dair ayrıntılı bir rapor hazırlayarak, bölgesel asgari ücret uygulamasının nasıl olması gerektiğine dair bir model sundu. 3-Avrupa Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bazen de İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) ülkeleri, Türkiye 2008 raporunda ulusal düzeydeki asgari ücret artışlarının sınırlanması gerektiğini ve bölgesel asgari ücrete derhal geçilmesi gerektiğini savunuyor. 4-Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından yayınlanan “Türkiye’ de Bölgesel Farklar ve Politikalar” adlı bir raporda bölgesel asgari ücrete tam destek verdi. Çalışanlar arasında farklı muamele ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması için, özel sektörde asgari ücretle çalıştırılan, milyonlarca işçinin asgari ücretini, kamuda en alt kademede çalıştırılan ve 1.460,00 TL. olarak belirlenen, hizmetli bir memurun maaş seviyesine çıkartılması için, bugün Bursa 6.İş Mahkemesinde dava açtık. Özel sektörde üreten işçiler için, 2011 Ocak ayından itibaren 629,95 TL. olarak açlık sınırının altında belirlenen asgari ücretin, kamuda en alt kademede hizmetli memur olarak 1.460,00 TL. ile çalıştırılan memur maaşı seviyesine çıkartılarak, emeğimizin karşılığını almak için işçileri, işsizleri ve yoksulları BATİS-BAMİS saflarında mücadele etmeye çağırıyoruz. BATİS-BAMİS üyeleri tarafından başlatılan bu mücadeleye emekten yana olduğunu iddia edenler tarafından desteklenirse, asgari ücret memur maaşları seviyesine çıkar. İşsizlik, yoksulluk, kayıtdışı kalkar. İşçiler bilinçlenir ve sendikalarda örgütlenir. İşçi kiralama bürolarını, esnek çalışmayı, bölgesel asgari ücret uygulamayı yapamazlar ve kıdem tazminatını kaldırmaya sermaye sınıfı kapitalizmin gücü yetmez. Böyle bir mücadeleye destek vermemek, işçi sınıfına karşı tarihi bir suçtur. Tarih mücadeleden kaçanlara hesap sorar. |