Bir Kadın İşçinin Patronla Sistemle ve Kadınlıkla Mücadelesi

0

Çerkezköy, ülkenin en büyük organize sanayi bölgelerinin kurulu olduğu başlıca illerden Tekirdağ’ın bir ilçesi ve buradaki doksanbin işçi yaşam kavgası verirken her gün yüzlerce sorunla da baş etmeye çalışıyor.

Hele kadın işçilerin kadın olmaktan kaynaklı yüklenen sorunları da eklenince aynı anda bir çok mağduriyetin oluşturduğu kocaman bir kütle olarak yaşamaya çalışıyorsunuz.

Nurcan burada yaşayan binlerce işçiden sadece bir tanesi. Ve 2013 yılında hamile kaldığında çocuğuna bakacak kimsesi olmadığı için (ve aslında yararlanacağı bir kamusal hizmet, bakacak bir kamusal kurum olmadığı  için ) işinden ayrılmak zorunda kalan bir işçi arkadaşımız.

İşe gireli henüz 8 ay olan Nurcan’ın;  hamileliği sebebiyle işyerinden ayrılması gerekiyor. Doğum iznine sadece 1 hafta kalmasına rağmen işverenle konuşuyor. “işsizlik maaşı almasını sağlayacak  şekilde” çıkışının verilmesini, böyle yapılırsa doğum izni dahi istemeyeceğini bildiriyor ve sözlü olarak anlaşıyorlar. Nurcan hizmet verdiği, kendi deyimiyle “ekmek yediği tekneye” güveniyor.

Bir büyük fermuar fabrikasının taşeronu olarak görünen alt işverende elçik takma elemanı olarak çalışan Nurcan, asıl firma olan  fermuar fabrikasının işçilerine tanıdığı haklardan yararlanamıyor. Onlar gibi ikramiye, erzak yardımı vs alamıyor. Asıl işverenin kadrolu işçileriyle aynı mesai saatleri içinde aynı işi yapmasına rağmen onlarla eş değer ücreti alamıyor.

Taşeron firma temsilcisi, Nurcan’ı güvendirerek önüne bir takım evraklar getiriyor. “Çıkışını verebilmem için bunları imzalamalısın” diyor. Nurcan söz verilmiş olmasına güvenerek taşeron firma yetkilisinin beyan ettiği gibi “istifa” dilekçesini el yazısıyla oluşturarak veriyor. Ertesi gün işsizlik maaşını almak üzere İş kura gittiğinde çıkışının istifa olarak verildiğini ve bu sebeple işsizlik maaşı alamayacağını öğreniyor. Ve uğradığı haksızlık karşısında mücadele etme kararı alıyor. Avukatlardan hukuki destek alıyor ama ne yapsa önüne imzaladığı istifa dilekçesi çıkıyor. Avukatlar istifa dilekçesi sebebiyle Nurcan’a umut veremiyor. Nurcan bir kere daha işverenle gidip görüşmek istiyor, hatanın düzeltilmesini talep ediyor ama ağlaya ağlaya geri dönüyor. İşçi-patron ilişkisini tam da o an anlıyor.

Nurcan Batis sendikasına başvuruyor. Ve Nurcan için mücadele başlıyor. Yapmamız gereken Nurcan’ın aslında büyük fermuar fabrikasına üretim yapan bir işçi olduğunu göstermek, bu yolla bu üretim zincirini deşifre etmek, onu bu fabrikanın kadrolu işçisi sayılmasını sağlamak, verilmeyen haklarını almak. Ve tabi daha da önemlisi güvencesiz çalışmanın kalıcılaşması için kurulun taşeron sistemini bu örnekte işlemez hale getirmek, kadın olduğu için işini bırakmak zorunda kalma çaresizliği üzerinden zorla istifa alınarak hakları gasp edilen işçi arkadaşın onur mücadelesinde yanında olmak. Bunun için istifayı nasıl geçersiz kılarız’ın yolunu bulmak ve yürümek.

Nurcan’dan hile ile alınan istifa dilekçesine rağmen işten çıkışının üzerinden 1 ay geçmeden işe iade davası açmaya karar veriyoruz ve kararı Nurcan’a bırakıyoruz. Aradan geçen 20 günün sonunda Nurcan mücadele kararı verdiğinde dava açma zamanının son günüydü ve hızla davasını açtırdık. Nurcan bu karara vardığında aslında davasını kazanmıştı. Mahkemeden çıkacak sonuç onun “onuruna ve işçilik haklarına sahip çıkma iradesini ortaya koyması” karşısında sadece ayrıntı kalacaktı.

Hemen işe koyulduk. Hem asıl büyük fermuar fabrikasını hem de taşeron firmayı muhatap alarak işe iade davası açıyoruz. Nurcan’ın yaşadıklarına şahit olan işçi arkadaşları var ama halen bu fabrika binasında çalıştıkları için tanıklık yapmaya cesaret edemiyorlar ve duruşmada dinletecek tanık bulamıyoruz.

İlk duruşmada mahkeme hakimi tanık dinletecek misiniz diye soruyor, tanığımız olmadığını belirtiyoruz ve hakim “istifa dilekçesine” dayanarak dava hakkında kararını açıklamaya hazırlanıyor. Davalıların tanıkları olduğunu hatırlatıyoruz ve tanığımız olmadığı halde fabrikada davacının diğer işçilerle aynı işi yaptığının tespiti için keşif yapılmasını talep ediyoruz. Zor bela verdiğimiz çabanın anlamını keşfediyor mahkeme hakimi ve davalının tanıklarını dinlemeye karar veriyor.

Tüm tanıklar kıyısından köşesinden iddialarımızı doğruluyor ve bilirkişilerle fabrikada keşif yapıyoruz. Nurcan’ın yaptığı elçik takma işinin fermuar üretim işinin bizzat  kendisi olduğunu bir kere daha keşfediyoruz ve mahkeme Nurcan’ın işe girdiği ilk günden itibaren asıl büyük fermuar fabrikasının işçisi olduğuna hükmederek istifa dilekçesini geçersiz kılıyor. Karar Yargıtay tarafından Mayıs ayı içinde onandı ve kesinlik kazandı.

Nurcan hem işçileri güvencesiz çalışma  koşullarında köleleştiren taşeronu alt etmiş oldu hem de kendinden çalınan haklarını fazlasıyla almış oldu. Fermuar fabrikasında işçilere ödenen tüm haklar Nurcan’a da ödendi. Asıl önemlisi de kadın olduğu için yüklendiği görevler sebebiyle kaybettiği işine geri dönme hakkını kazanmış oldu.

Çerkezköy’de işçi olarak sistemin çarkına dahil olduğu ilk günden bu yana Nurcan’ın yüzü belki de ilk defa güldü. Şimdi sırada büyük fermuar fabrikasında taşeronu tüm işçiler için iptal ettirmek var

 

Share.

Leave A Reply