Kıdem Tazminatında Unutulan

0

Hafta sonu toplanan yeni hükümetin ilk Ekonomi Koordinasyon Kurulu gündemindeki en önemli konulardan biri kıdem tazminatıydı. Kurulan her yeni hükümetin gündemine ilk aldığı konulardan biri olan kıdem tazminatı için Bakan Soylu, gene eski çalışma bakanları gibi iddialı sözler sarf ediyor. En son Anadolu Ajansı’na konuşan Soylu bu konudaki düzenlemeyi taraflarla görüşmeden getirmeyeceği sözünü verdi.

Kıdem tazminatında Avusturya modelinin örnek alınacağı ve prim oranının %4’ün altına düşeceği açıklamalarının ardından gözler Çalışma Bakanlığı’na çevrilmişti. Bakanlıktan bu konuda bir açıklama gelmezken, sosyal taraflara “Bu konuda tüm taraflarla görüşülmeden bir paket hazırlanmayacak.” denildiği vurgulanıyor. Son dönemde yoğunlaşan haberlerde dile getirildiği gibi kıdem tazminatı fonu için toplanacak primlerde oran %4’ün altına düşürülürse bu fiili olarak kıdem tazminatı hakkının yarı yarıya düşürülmesi anlamına geliyor. Ancak %3,8’lik prim oranının da iş dünyasının bir bölümü tarafından kabul görmeyebileceğine dikkat çekiliyor.

Kıdem tazminatında Avusturya modeli olursa 15 yıl çalışanın kıdem tazminatı 11 ay azalacak. Avusturya’da 5 yıllık sigortası olan tazminat alabilirken, Türkiye’de plan 15 yıldan önce verilmemesi. Birçok örneğin masaya yatırıldığı Türkiye’de ortaya konacak taslağın ise kendine özgü karma model olacağı belirtiliyor. Uygulanacak yeni kıdem tazminatı sisteminin hangi modele daha yakın olacağının işareti kesinti oranı olacak. Bu oran Avusturya modelinde %1,54’te kalırken, İtalya’da %7,4, Brezilya’da ise %8,5’e ulaşıyor. Türkiye’de ise bu oran %8,3. Tartışmaların sonunda Türk modeli ortaya çıkacak ancak özellikle Avusturya’nın kendi sosyo-ekonomik koşullarına göre hazırlanmış modeli Türkiye’de uygulanırsa çalışanlar için ciddi kayıp ortaya çıkacak.

Söz konusu kaybın dışında çalışanlar açısından başka ciddi sorunlar da var. Kıdem tazminatının ortaya çıkışı, sendikaların çalışanların iş güvencesi için verdikleri mücadeledir. Bugünden yarına işini kaybetme tehlikesine karşı elde edilen haklar, iş sözleşmesi fesih süresi ve sözleşme fesih tazminatıdır. Fesih süresi ülkemizde iki haftadan başlıyor. AB ülkelerinde ise bu süre 4 haftadan başlıyor. Başka bir deyişle, eğer kıdem tazminatı tartışmaya açılacaksa, öncelikle fesih süresinin uzatılmasının gündeme getirilmesi gerekir.

Sadece rakamların dile getirildiği ülkeler dikkate alınırsa, gelişimin bu doğrultuda olduğu görülür. Bunun nedeni, çalıştırdığı bir işçiye çıkış vermeden önce işverenin bu konuyu düşünmesini sağlamak, çalışana ise yeni bir iş bulma için zaman tanımaktır. Fesih süresinin uzatılması ile kıdem tazminatı yükünün hafifletilmesi dengelenmek zorundadır.
Dikkate değer diğer bir konu ise, kıdem tazminatı yerine ikame edilecek kurumun, çalışanın geleceğine yönelik bir garanti oluşturmasıdır. Bu ise en iyi emeklilikle sağlanır. Örnek verilen ülkelere bakıldığında bu fonların veya kurumların öncelikle işçilerin yönetiminde olmasıdır. Bu tür kurumların hiç bir şekilde devletin veya işverenlerin kontrolünde olmadığıdır. Bizdeki konut fonları gibi faciaların yaşanmaması için bu bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmakta.

İşverenlerin yükünün azaltılması için getirilen, işsizlik fonu veya bireysel emeklilik için devletin %25 katkı payları gibi önerilerin, esasta gene çalışanın cebinden çıktığını unutmamak gerekir. İşsizlik fonunda biriken 100 milyar herkesin iştahını açıyor. Zaten amacı dışında bin bir şey için kullanılan bu fonu iyice güdükleştirmek mantıklı olmasa gerekir. Gene devletin katkı payını çalışanlardan aldığı vergilerle karşıladığı unutulmamalı. Kısacası bunlar sonuçta gene çalışanın omuzuna yüklenmiş olmakta.

Yapılacak değişikliklerde diğer ülkelerdeki gelişimleri dikkate almak elbette önemli. Ama bunların sadece yüzeysel olarak yapılması, yapılan değişikliklerin temel mantıklarını görmemek ciddi sonuçlar doğuracaktır. İşverenler maliyet düşürme amacında olabilir, hükümet IMF ve AB’nin ‘tavsiyeleri’ doğrultusunda iç tasarrufu arttırmak için çare arayışında olabilir. Ama bunun yükünü sadece çalışanların sırtına yüklemek anlaşılır, kabul edilebilir bir durum olamaz.

Mehmet AKYOL

Share.

Leave A Reply