Metal Fırtınasında İkinci Dalga

0

Bursa Renault’ta iş yeri yönetiminin yeni bir ‘sosyal diyalog komitesi’ seçiminin yapılacağı gün önce on iki sonra da otuz işçi temsilcisini işten çıkarmak istemesi ile kamuoyuna yansıyan metal iş kolundaki yeni mayalanma birçok bakımdan geçen yılki metal fırtınasının bir devamı. Biraz daha yakından bakınca, bu yeni dalganın metal iş kolu ile de sınırlı olmadığı görülebilir. Olayların ilk kıvılcımı asgari ücretin 1300 liraya çıkarılması ile çakılmış görülüyor. En alttaki ücretlerin artışına bağlı olarak tüm çalışanlarda bir ücret zammı beklentisi yarattı.
Kamuoyuna, hatta sendikalara bile yansımayan bir dizi direnişler sonucu pek çok iş yerinde bu doğrultuda ücret artışları elde edildiği yeni yeni ortaya çıkıyor. Bu anlaşmaların sınırlı sayıdaki iş yerlerinde, üstelik işçilerin isteklerinin gerisinde gerçekleşmiş olması, genel olarak işçi sınıfı içerisinde değişik dalgalanmaların ortaya çıkmasına neden olmakta. Genel olarak sendikaların bunun farkında olmadıklarını veya farkında olsalar bile bu dalgalanmalara sahip çıkma güçlerinin olmadığını söylemek mümkün. Bunun istisnalarından biri de beş bin işçinin çalıştığı Renault.
Birleşik Metal Sendikası olayların başlangıcını, çalışanların ek ücret zammı isteği ve fazla mesaiye karşı çıkışla açıklıyor. Arka planda sendika tarafından dosdoğru izah ediliyor. Türk İş Başkanının Erdoğan’la görüşmesi, Türk İş’in Bursa’da vali ve emniyet müdürü ile toplantı yapması, hatta hükümetin Renault işverenine baskı yaparak Birleşik Metal ile ilişkisini kesmesini istemesine kadar giden olaylar zinciri söz konusu. Kısacası hükümet Renault’ya da ‘kamu düzenini’ yani Türk Metal’in yetkili olduğu bir düzeni, her ne pahasına olursa olsun yeniden kurma peşinde. Tıpkı Cizre ve Sur’da ‘kamu düzenini’ yeniden kurma peşinde olduğu gibi.
‘Kamu düzeni’ esasta Aralık 2014’te işveren sendikası ile Türk Metal arasında imzalanan yeni toplu iş sözleşmesi ertesinde bozulmuştu. Sözleşmeye imza atmayan Birleşik Metal örgütlü olduğu iş yerlerinde, grev silahını kullanarak bu sözleşmenin ilerisinde sözleşmeler yapmaya başlayınca iş kolu dalgalandı ve metal fırtınası patlak verdi. İşçiler Türk Metal’i iş yerlerinden kovmak için ayaklandılar. Fırtına, ‘kamu düzenini’ sallamanın yanı sıra sınıfa kendine güven duygusunu da kazandırdı. Tek tek iş yerlerinde patlak veren direnişler aslında bu öz güvenin somutlanması oldu.
Renault özelinde kamu düzeni, 2014 yılı sonunda imzalanan toplu iş sözleşmesinin çalışanlara dikte edilmesi anlamına gelmekteydi. Yetkili sendika sözleşmeyi imzalayan Türk Metal olacaktı. Ancak beş bin çalışandan dört bininin Birleşik Metal üyesi olması bu hesabın hayata geçirilmesine engeldi. Yapılan görüşmelerde işveren bir komite kurarak işin içinden sıyrılmaya çalıştı. Hemen işveren sendikası MESS, Türk Metal ve hükümetten müdahale geldi, işçi temsilcileri işten atıldı.
Bu kamu düzeni esasta 12 Eylül ve anayasasının sınıfa dayattığı düzen. İşveren – Sendika – Hükümet ‘şeytan üçgenine’ mahkum edilen çalışanlara nefes almak bile yasaklanmış. DİSK gibi sendikalar bile, ister istemez bu zincirlerle düzene bağlanmış, dayatılan “Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin.”
30 yılı aşan süredir devam eden bu kamu düzeninde ilk kayda değer çatlağı metal fırtınası açtı. Birleşik Metal haklı olarak gelecek karşı saldırıya karşı tedbirli olmayı seçti, fırtınanın öncülerine yardımcı olmakla yetindi. Ancak saldırı çok yönlüydü, bir yandan doğrudan sendikaya yöneltilen saldırı bir yönden de sendikanın içine müdahale şeklinde yürütüldü. Yerleşik kamu düzenine karşı mücadele eden iki güç, Kürdistan halkı ve Türkiye işçi sınıfı, karşı karşıya getirildi. Birleşik Metal düzen içine çekilmek istendi.
Gerek DİSK yönetimi gerekse de emekten yana tüm kurumların olaya bu açıdan bakmaları gerek. Saldırı Kürdistan halkı ve emekçilerinedir. DİSK yönetimi, Birleşik Metal’e yönelen saldırıyı bir dayanışma açıklaması ile geçiştiremez, saldırının keskin ucunun yöneldiği Birleşik Metal ile ‘akıl ve yürek birliği’ yapmak zorundadır. Kongre hesaplaşmalarını bir kenara koyup tüm gücünü bu yöne seferber etmelidir.

Mehmet AKYOL

Share.

Leave A Reply