Çorlu Organize Deri Sanayi İşçilerinin Temel Sorunları Nelerdir, Nasıl Çözülür?

0

İşçi sınıfı canı pahasına kazandığı birçok hakkı kaybetti. Daha da kaybetmeye devam ediyor. Buna dur demek bizim ellerimizde. Çalışma koşullarımız artık cehennemi aratmıyor. Sezonluk çalışma, iş güvenliğinin olmaması, ücretlerin düşüklüğü, çok çalışmadan kaynaklı yıpranma ve daha birçok sorun. Deri işçileri ise bu kötü çalışma koşullarında daha da vahim durumda. Herkes bir ezilirken deri işçisi iki eziliyor.

1. Çorlu deri işçilerinin öncelikli sorunu ücret politikasının, hayat şartlarına ve Türkiye’de gelişen enflasyona göre yıllardır değişmemesidir. Bununda birinci nedeni işçilerin örgütsüz yani sendikasız oluşudur.

2. İkinci sorun güvencesizlik, yani sezonluk çalışma, her an işsizlikle tehdit edilme ve iş güvenliğinden yoksun uzun çalışma saatleridir. İşçilerin birçoğu var olan ücretlerini hayat şartlarına göre biraz daha yükseltmek için, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için zorla mesai yapmak zorunda kalıyorlar, öyle ki sezonluk birçok iş yerinde çalışma süreleri en az 12 saat ve hatta bazı işlerinde çalışma oranları 16 saati bulmakta. Sabah 08.00’de iş başı yapılan bazı iş yerlerinde gece 24.00’te işten çıkıldığını biliyoruz.

3. Çalışan deri işçilerinin bu yapmış olduğu mesailer hiçbir şekilde maaşlarına yansımamaktadır. Bu yetmezmiş gibi deri işçilerinin almış olduğu mesai saati üzerinden %50 arttırılarak verilmemektedir. Örnek vermek gerekirse pazar mesaisi % 100 zamlı olması gerekirken birçok iş yeri 5 ile 7 lira arasında değişen mesai ücreti vermektedir. Oysa asgari ücretten bile normal mesai yaklaşık 6 lira 30 kuruş yapmaktadır.

4. Deri işçilerinin bu kayıplarının birinci sebebi yukarıda belirttiğim gibi örgütsüz oluşlarıdır. İkincisi ise yıllarıdır çalışanları kendi öz örgütlülüklerinden kopardıkları gibi birde çalışan tüm işçilerin siyasetten de uzak bırakılmalarıdır. Yani yıllardır çalışanlara bireysel kurtuluşu ön plana çıkarıp çalışanları bireyselleştirdikleri gibi Türkiye’deki siyasi örgütlenmeden de uzak tutulmuşlardır.

5. Deri işçileri maden işkolundan sonra en ağır iş koludur. Yapılan işte kullanılan kimyasalların insan vücudunda yarattığı tahribatları bilmek için deri işçilerinin tümünün tam teşekküllü bir sağlık taramasından geçmesi gerekmektedir. Çünkü derideki çalışma koşulları meslek hastalıkları yaratmaktadır. Oluşan deri hastalıklarının kansere kadar götürme durumu vardır. Yine el kopması, uzuv kaybı ve yaralanmalar çok sık yaşanmakta ve iş kazalarının önlenmesine dair hiçbir çalışma yapılmamaktadır.

6. İşçilerin örgütsüzlüğüne rağmen Türkiye’de işverenler oldukça örgütlü. İşveren sendikalarının yanı sıra Çorlu Deri İşverenleri Sanayi Odası’nda, Deri Sanayicileri Derneğinde ve Organize Deri Bölgeleri’nde örgütlüler. Örgütlü olduklarından dolayı da belirlenen ücret politikasının dışına hiçbir işveren çıkmıyor.

7. Oysa deri işçileri, 90’lı yıllara dönersek tekstilde çalışan bir işçinin yaklaşık iki kat daha fazla ücret alıyordu. Bugün gelinen durumda deri işçisiyle tekstil işçisinin ücretleri neredeyse eşit konuma geldi. Tekstil işçilerinin ücreti deri işçilerinin ücretine yükseleceğine deri işçilerinin ücreti tekstil işçisinin seviyesine düştü. Birde deri işçisinin göz ardı ettiği, deri işçisiyle tekstil işçisi aynı gün aynı çalışma süresiyle emekli olsalar tekstil işçisi deri işçisinden ortalama 200 TL daha az maaş alıyor. Bunun da nedeni sosyal hakların olmaması ya da varsa kayıt dışı olması, mesailerin maaşlarda yani bordrolar da gözükmemesidir. Aslında Türkiye işçi sınıfının sorunlarını saymakla bitmediği gibi deri işçisinin de sorunları saymakla bitmez.

8. Peki, çözüm nedir? Çözüm yukarıda tekrar tekrar belirttiğimiz gibi örgütlenmektedir. Örgütlenmenin birinci ayağı elbette ki işçinin kendi sendikal örgütüne sahip çıkmasıdır. İkinci ayağı ise üreten işçinin yöneten de olmasına bağlıdır. Örgütlülüğün teminat ve kalıcılığını sağlayacak olan siyasi örgütlülüktür.

9. Tam da şurada diyoruz ki biz BATİS olarak Türkiye işçi sınıfının özellikle de deri işçilerinin sorunlarını yukarıda bir kısmını belirtebildiğimiz gibi biliyor ve en ince ayrıntısına kadar takip ediyoruz. Ve bundan sonraki süreçte Türkiye işçi sınıfının yürüteceği hak arama ve sendikal örgütlenme mücadelelerinde biz HDP olarak kayıtsız şartsız siz çalışanlar ile omuz omuza olacağız. Özellikle de deri işçileri genelde tüm Trakya işçileri sizlerde şunu bilmelisiniz ki çalışanların haklarının teminatı BATİS’in varlığıdır.

10. 1979 yılında çalışan sigortalı işçi sayısı 5 milyon civarında iken sendikalı işçi sayısı 3,5 milyondur. Bugün 18 milyon sigortalı çalışan var sendikalı işçi sayısı 1 milyon bile yok. Yani %10 bile değil.

11. Türkiye’de birçok siyasi parti var. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bizden aldığı haklarımızın geri alınması için hiçbir mücadele etmemişlerdir. Yine bir örnek vermek gerekirse 1970’li yıllarda Türkiye İşçi Partisi sadece 22 milletvekiliyle meclise girdiğinde birçok hakkımızın teminatı olmuşlardır. Bunun örneğini daha evvel yaşadık.

Şimdi BATİS tüm çalışanlar için yeni bir umut, sendikal örgütlenmede de yol arkadaşı. Hak aramada can dostu, tüm ezilen, horlanan, haksızlığa uğrayanların sığınabileceği bir liman, haklarımızın birilerinin iki dudağının arasında olmadığı bir çalışma düzeninin teminatıdır BATİS.

Share.

Leave A Reply