“Taşeronculuk Oyununu” Bozduk! İşçiler Kıdem ve İhbar Tazminatlarını Aldılar

0

ÖRMA PATRONUNUN “TAŞERONCULUK OYUNUNU” BOZDUK! İŞÇİLER KIDEM VE İHBAR TAZMİNATLARINI ALDILAR

 Örma Tekstil’de 2000 işçi çalışıyor ama Örma patronu hiçbir işçiyi tanımıyordu. Nasıl mı? Taşeron sistemi sayesinde. İşçiler taşerona bağlı çalıştırılıyor, taşeronlar kaçıyor, sigortaları ödemiyor, maaşları vermiyor ama üretim devam ediyordu. Paralar Örma’nın kasasına geliyordu. Örma patronu hiç bir işçiye alacak ödemiyordu. Ama Örma’da patronun oyununu bozduk. Batan bir taşeron firma; işçileri hiçbir haklarını ödemeden kapının önüne koydu.  Batis’e başvuran işçiler eylem ve yürüyüşler düzenledi.  İşten atılan işçiler Batis kanalıyla işçilik alacakları için Örma Tekstile dava açtı ve davayı kazandılar. Bakırköy 13. İş Mahkemesi tarafından 8 kadın işçinin alacaklarından Örma patronunun sorumlu olduğu kararı verildi. Yargıtay tarafından onanan mahkeme kararlarının ardından Örma patronu işçilerin kıdem tazminatlarını, ihbar tazminatkarını, fazla çalışma ücretlerini, izin ücretlerini ve genel tatil ulusal bayram alacaklarını ödedi.

 

 

ÖRMA’DA YAŞANANLAR

Bir gün işçiler Örma’ya çağırdılar bizi. O gün bu kağıt helva şirketlerden biri olan “Öztürk Sakinoğlu ltd şti…..” alıp başını gitmişti. İşçiler aradılar aradılar bulamadılar. Örma binası yarılmıştı da içine girmişti sanki. Telefonla da aradılar. Aradıkları kişi kapsama alanı dışındaydı. Onlar Öztürk abilerini ararken, Örma tekstil makinelerini paketlemiş, kumaşlarını toplamış, ipliklerini kolilemekteydi.  Ve günün sonunda makinelerin hepsi depolanmıştı. İşçiler boş masalar ve kumaş tozlarının arasında beklemeye başladılar.
1 gün bekle gelen yok, 2 gün bekle gelen yok. İşçiler baktılar ağabeyleri gelmiyor, ve bundan sonra da gelmeyecek gibi, gözlerine asıl patronu kestiriyorlar. Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası aracılığıyla ödenmeyen maaşlarını Örma’dan istemeye karar veriyorlar. Örma tekstilden maaşlarını istiyorlar. Örma yetkilileri işçileri tanımadığını, patronlarının kaçan Öztürk Sakinoğlu olduğunu, maaşlarını ondan istemelerini işçilere salık veriyor ve kapıyı büyük bir hışımla üstlerine kapatıyor. İşçiler Örma firmasının önünde eyleme geçiyor. İşin boyutlanmasını istemeyen Örma son maaşları ödüyor. Ancak kıdemleri 1 yıl ile 8 yıl arasında değişen işçilerin kıdem tazminatları, ihbar tazminatları ve izin haklarıyla ilgili en ufak bir sorumluluk almıyor. Bunun üzerine işçiler dava açmaya karar veriyor. Tüm alacaklarını asıl patron Örma tekstil’den talep ediyor. Ve ipliğin pazara çıktığı an: mahkeme; tüm alacakların Örma tarafından ödenmesine karar veriyor.

 

KAĞITTAN KULE ÖRMA!

Örma tekstil 1985 yılında tekstil sektöründe kurulmuş oldukça köklü bir firma. Resmi kayıtlara göre sermayesi 5.500.000,00tl. Ancak 2 fabrika binasında 1000’ in üzerinde işçi çalıştırmasına rağmen kağıt üzerinde üretim yapmıyor. Asıl faaliyeti ticaret görünüyor. Avrupa’dan siparişi alıyor, piyasadan kumaşı temin ediyor ve üzerine 100-150 işçi kayıtlı bulunan taşeron firmaları fabrika bünyesinde misafir ederek çalıştırıyor. Himayesinde ve denetiminde üretilen, dikilen, ütülenen, kalite kontrolden geçerek paketlenen, kamyonlara yüklenen ve artık satışa hazır hale gelen malları müşteriye gönderiyor ve mutlu son: malların parası Örma’nın kasasında… Bu arada Örma ne işçilerin ssk primlerinden sorumlu, ne işçilerin sigorta kayıtlarının yapılıp yapılmadığından, ne işyerinde yaşan iş kazalarından sorumlu, ne de ödenmeyen maaşlardan… yani Örma öyle olmasını diliyor. Ama ipliğinin pazara çıkması bu olsa gerek, Örma’nın ipliği pazara çıkıyor ve herkes artık bunu görüyor. Örma 1 ve Örma 2 binalarında işçiler Örma patronunu zengin ediyor. Onun zenginliğine zenginlik katıyor. O zaman Örma patronu işçilerden de sorumludur. Sorumlu olmalıdır. Suya sabuna dokunmadan kurulan bu kağıttan saltanat emeğimiz, alın terimiz üzerine kuruluyorsa bu kağıttan kulenin devrilmesi de ancak biz nefes verdiğimiz zaman olacak. Ve o zaman her şey daha eşit, daha adaletli, daha güzel olacak.

Büyük balığın küçük balığı artık yutmakla kalmayıp, etinden, sütünden, nefesinden, yani akla gelebilecek her şeyinden yaralandığı bu sömürü düzenin de, kapitalizmim bu Ali Cengiz oyunlarına karşı ne kadar yan yana durabilirsek o kadar yem olmaktan kurtulacağız. Banka defterlerine sığmayan paralarla oynayanların maaşlarımızla, ikramiyelerimizle, kıdem tazminatlarımızla ve daha ötesi canımızla oynamaya hakları da yok, aslına bakarsan güçleri de yok. İnsanca çalışma koşulları, iş güvencesi, sendika, kıdem tazminatı en doğal haklarımız. Bu haklarımızı daha fazla gasp ettirmemek için yan yana gelmek ve birbirimizi dinlemek zorundayız. Birbirimizi anlamak ve dertlerimize omuz vermek zorundayız. Bunun için önce kendimize, sonra işçi arkadaşlarımıza ve sendikamıza güvenmek zorundayız. Hepimiz aynı sömürü çarkının dişlileri arasında sıkışmışken kimse bize gökten 3 elma atmayacak, şansımızı, emeğimizle v mücadelemizle kendimiz yaratacağız. İşçi örgütlerinde örgütlenecek ve kazanacağız.

 

Share.

Leave A Reply