Hakkımızda

 

BİZ KİMİZ, NASIL MÜCADELE EDİYORUZ?

Çalışma hayatı biz işçiler için artık daha da zor. Kıdem tazminatımızın kaldırılmak istenilmesi, kiralık işçilik ve esnek çalışmanın dayatılması, örgütlenmenin önündeki sendika barajı ve diğer engeller, kötü ve denetimsiz çalışma koşulları, her biri hayatımızı daha da zorlaştırıyor. Maden işçileri, deri işçileri, tarım işçileri, ev işçileri, boyahane işçileri, hazır giyim konfeksiyon işçileri, metal işçileri, turizm işçileri, belediye işçileri ve daha milyonlarca işçi, her birimiz aynı gemide aynı sorunlarla boğuşuyor ve aynı zenginler tarafından eziliyor, sömürülüyoruz.

Hiçbir güvencemizin kalmadığı ve her gün yeni bir saldırıyla karşılaştığımız bu kapitalist sistemle ancak bir araya gelerek ve örgütlenerek mücadele edebiliriz. Bunun için 1997 yılından bu yana Bursa’da, 2008 yılından bu yana İstanbul’da, 2010 yılından bu yana Tekirdağ’da ve 2015 yılından bu yana Kocaeli’nde devrimci çizgide sendikal mücadele veriyoruz. İşçi sınıfının kendi yönetimini kendi eline alacağı o günler için çalışıyoruz.

Neler yapıyoruz:

1- Sadece tekstil sektöründen değil, sadece üyelerimizin değil sigortalı, sigortasız tüm işçilerin başvurabildiği, çalışmalarına katılabildiği sendikamız; canı yanan, hakkı çalınan, işten atılan, güvencesizleştirilen işçilerin ilk anda ulaşabildikleri bir merkez olarak çalışıyor. Gerek merkezi yerlerdeki bürolarımız, gerekse telefon ve sosyal medya üzerinden her türlü başvuru sahibi bize ulaşabiliyor. İşçilerin arasında, işçilerin dertleriyle, işçilerle beraber dayanışma ve mücadele ile sorunlarımızı çözüyoruz.

2-İşçilerin hak mücadelesinde yanlarındayız. 4857 sayılı iş kanunun uygulanması ile ilgili her türlü çabayı gösteriyoruz. Bazen işverenleri doğrudan arayarak telefonla bile sorunu çözebiliyoruz, ya da ihtarname ile haklarını alabiliyoruz. Hukuki danışma günlerimiz var. Haftanın 2 veya 3 günü gönüllü avukatlar ve işçi sağlığı iş güvenliği uzmanları ile işçilerin anında danışabileceği bir sistemle, dayanışma örüyoruz. Mesela bölgelerimizde ki üniversitelerde meslek yüksek okulundan iş güvenliği uzmanlığı bölümü öğrencileriyle işçileri buluşturuyoruz. Her buluşma eğitim olarak kayda geçiyor. Dava açmak isteyenlere hukuki yardımda bulunuyoruz Düzenli eğitim dizilerimiz var. Bazen 20-30 bazen 7-8 kişilik gruplarla eğitim yapıyoruz. İşçi sınıfı tarihinden, iş güvenliğine, mobbinge karşı yapılacaklardan, toplumsal cinsiyete her konuda konuşuyoruz. Tartışıyoruz.

Kahvaltılar, sohbetler, eğitimler, film gösterimleri yapıyoruz. Birlikte planladığımız piknikler düzenliyoruz.

3- Hak grevleri örgütlüyoruz. Hak verilmez alınır şiarıyla düzenin verili sistemlerini zorluyor ve emeğimizi ellerimizle koruyoruz. Daha yeni Çerkezköy’de BROSS TEKSTİL’de , SANİFOAM SÜNGER’de yaşadığımız direnişler adaletin olmadığı yerde direnişin hak olduğunu bize gösterdi. Kapı önü çadırları, markalara yönelik eylemler, içerde iş bıraktırma, iş yavaşlatma, yemek yememe eylemi gibi eylemler yapıyoruz. İşten atılmaya karşı, haklarımızın gasp edilmesine karşı, iş güvenliği önlemlerinin alınmamasına karşı üretimden ve tüketimden gelen gücümüzü birlikte kullanıyoruz.

4-işçi sağlığı iş güvenliği ihlallerine karşı mücadele ediyoruz. İşçilerden gelen üretim ve ihlallere dair bilgiler bizim için ihbar niteliğinde oluyor ve hemen harekete geçiyoruz. Tespit ettiğimiz işçi sağlığı iş güvenliği ihlallerine ilişkin tespit ve önerilerimizi bir rapora dönüştürüp işyerine ihtarname olarak gönderiyoruz. Sendikalar yasasından kaynaklanan örgütlenme ve denetleme hakkımızı kullanıyoruz. Biliyoruz ki işçi sağlığı ve iş güvenliğinin ilk elden muhatabı işverendir. İşvereni sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Ve yasal kurumlara da denetleme görevlerini hatırlatıyoruz. İhtarnamemizin tebliğinden kısa bir süre sonra bir çok ihlalin giderildiğini de yine işçilerden veya işverenden öğreniyoruz.

İşçiler çalışırken hastalandığının farkında değil, SGK da meslek hastalıklarının kaydını tutmuyor. Başvuran bütün işçilerimizi meslek hastalıkları konusunda bilgilendiriyoruz ve hastalığının tespiti için meslek hastalıkları hastanesine sevk ettiriyoruz.

5- Mobbing, kötü muamele ve çalışma baskısına karşı mücadele ediyoruz. Şefinden, amirinden, müdüründen hakaret gören, baskı gören bütün işçilerden, yalnız olmadıklarını bilmelerini ve tüm bunlara itiraz etmelerini istiyoruz. Kabul ettikçe kaybettiğimizi, reddettikçe kazandığımızı örneklerle anlatıyoruz. Fazla çalışmaya kalmak zorunda da değiliz, bölüm değişikliği yapmak zorunda da değiliz.

6- Barajlar bizi yıldıramaz. Sendika barajı yüzünden toplu iş sözleşmesi yapmamızın engellense de bu mücadeleyi sürdürmekten vazgeçmiyor ve alternatiflerini yaratmaktan geri durmuyoruz.